SPK Lisanslı Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcı KVHS Nasıl Kurulur Başvuru ve Sermaye Şartları

Kripto varlık piyasası büyüdükçe, piyasaya giriş bariyerleri de doğal olarak yükseliyor. Bunun en net örneklerinden biri, Türkiye’de kripto varlık hizmeti sunmak isteyen girişimlerin SPK lisansı ve düzenleyici çerçeve üzerinden ilerlemek zorunda kalması. SPK lisanslı Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcı KVHS kurmak, yalnızca bir şirket kurup bir platform açmaktan ibaret değil. Bu yol, başvuru dosyasından finansal yeterliliğe, teknik altyapıdan kurumsal yönetime kadar çok katmanlı bir hazırlık gerektiriyor. Doğru kurgulanmış bir KVHS yapısı, uzun vadede hem yatırımcı gözünde güven oluşturur hem de kullanıcıların varlık güvenliği açısından daha güçlü bir zemine oturur. Yanlış kurgulanmış bir yapı ise başvurunun uzamasına, uyum maliyetlerinin katlanmasına ve canlıya çıkışın gecikmesine yol açabilir.

Bu sürece başlarken en kritik nokta, hangi faaliyet alanında hizmet sunacağınızı netleştirmek. Bazı girişimler yalnızca alım satım aracılığı hedeflerken, bazıları saklama hizmetiyle öne çıkmak ister. Bazıları ise kurumsal müşterilere altyapı sağlayan B2B bir model kurgular. Faaliyet kapsamı, başvuru dosyanızdaki politika ve prosedürleri doğrudan etkiler. Çünkü her kapsam, farklı risk setleri ve farklı kontrol mekanizmaları gerektirir. Örneğin emir iletimi ve alım satım tarafında piyasa gözetimi, fiyat oluşumu, manipülasyon önleme gibi başlıklar öne çıkarken; saklama tarafında anahtar yönetimi, erişim kontrolü, soğuk cüzdan mimarisi, yedekleme ve felaket kurtarma planı daha kritik hale gelir. Bu yüzden işe “ürünü yapalım, sonra lisansı düşünürüz” mantığıyla girenler çoğu zaman geri dönüp mimariyi baştan kurmak zorunda kalır.

Sermaye şartları ve finansal yeterlilik meselesi de aynı derecede önemli. KVHS’yi sürdürülebilir kılan şey, yalnızca başlangıç sermayesi değil; operasyonun aylık maliyetlerini karşılayacak nakit akışı planı, güvenlik ve uyum yatırımları için ayrılmış bütçe ve gerektiğinde ölçeklenebilecek finansman yapısıdır. Regülasyon odaklı bir sektörde, uyum maliyetleri çoğu zaman girişimin tahmin ettiğinden yüksek çıkar. Bu nedenle iş planınızın içinde sadece ürün geliştirme değil; uyum ekibi, iç kontrol, bilgi güvenliği, denetim hazırlığı ve eğitim süreçleri gibi kalemler de gerçekçi şekilde yer almalıdır.

Başvuru süreci açısından bakıldığında, SPK’nın değerlendirdiği şey sadece belgelerin varlığı değildir. Belgelerin birbirini destekleyip desteklemediği, şirketin organizasyon yapısının görev ayrımı ve yetki kontrolünü sağlayıp sağlamadığı, teknik altyapının denetlenebilir ve izlenebilir olup olmadığı, kayıt düzeninin sağlıklı kurulup kurulmadığı gibi kriterler birlikte okunur. Başvurunun hızlı ilerlemesi, dosyanın profesyonel bir bütün olarak sunulmasına bağlıdır. Bu nedenle KVHS kurulumunu tek seferlik bir “evrak işi” gibi değil, bir uyum programı ve kurumsal yapı inşası gibi ele almak gerekir.

SPK Lisansli Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcı Nasıl Kurulur?

KVHS Nedir, SPK Lisansı Ne Anlama Gelir?

KVHS kavramı, kripto varlık ekosisteminde “hizmet sağlayıcı” rolünü tanımlayan çatı bir ifadedir. En basit anlatımıyla KVHS; kullanıcıların kripto varlık alım satımı yapmasına aracılık eden, emir ileten, platform işleten, saklama hizmeti sunan veya kripto varlıkların transfer ve yönetimine ilişkin operasyonel altyapıyı sağlayan kuruluşları kapsar. Buradaki kritik fark şudur: Sadece bir yazılım üretmek veya bir arayüz sunmak sizi otomatik olarak KVHS yapmaz; fakat kullanıcı fonlarıyla temas eden, kullanıcı adına işlem yapan, saklama veya transfer akışında rol alan bir model kurduğunuz anda “yükümlülük” alanına girersiniz. Dolayısıyla KVHS tanımı, iş modelinizin hukuki ve operasyonel sorumluluklarını belirleyen bir eşiktir.

SPK lisansı ise bu eşikte bir “yetkilendirme ve güven rejimi” kurar. Piyasada çok sık duyulan bir yanlış algı var: “Lisans alırsam her şey serbest olur.” Oysa lisans, serbestlik değil; denetlenebilirlik ve sorumluluk demektir. SPK lisansı, sizin belirli standartlarda çalışacağınızı, belirli iç kontrol ve uyum sistemlerini kuracağınızı, kullanıcı varlık güvenliğini önceliklendireceğinizi ve süreçlerin kayıt altına alınabilir olacağını taahhüt etmeniz anlamına gelir. Bu taahhüt, sadece kâğıt üstünde kalmamalıdır. Uygulamada lisanslı bir KVHS’nin en önemli farkı; süreçlerinin izlenebilir olmasıdır. Kimin hangi yetkiyle hangi işlemi yaptığı, hangi kararın hangi prosedüre dayandığı ve hangi olayda hangi logların üretildiği net olmalıdır.

SPK lisansının işletme açısından iki büyük etkisi vardır. Birincisi, güven etkisi. Kurumsal müşteriler, yatırımcılar ve yüksek hacimli kullanıcılar; regülasyonla uyumlu ve denetlenebilir bir yapı görmek ister. Lisans, pazarlama cümlesi olmaktan çok, işin arkasındaki “kurumsal güvenlik ve yönetişim altyapısı”dır. İkincisi, süreklilik etkisi. Denetim ve uyum standartları oturduğunda, operasyonlar kişilere bağlı olmaktan çıkar; kurumun kendisi çalışır. Bu da hem büyümeyi kolaylaştırır hem de kriz anlarında dayanıklılığı artırır. Örneğin bir güvenlik olayı yaşandığında, lisanslı bir yapı olay müdahale planı ve iş sürekliliği çerçevesiyle hareket eder; plansız bir yapı ise panik içinde yanlış adımlar atabilir.

KVHS kavramı, kripto varlık ekosisteminde “hizmet sağlayıcı” rolünü tanımlayan çatı bir ifadedir. En basit anlatımıyla KVHS; kullanıcıların kripto varlık alım satımı yapmasına aracılık eden, emir ileten, platform işleten, saklama hizmeti sunan veya kripto varlıkların transfer ve yönetimine ilişkin operasyonel altyapıyı sağlayan kuruluşları kapsar. Buradaki kritik fark şudur: Sadece bir yazılım üretmek veya bir arayüz sunmak sizi otomatik olarak KVHS yapmaz; fakat kullanıcı fonlarıyla temas eden, kullanıcı adına işlem yapan, saklama veya transfer akışında rol alan bir model kurduğunuz anda “yükümlülük” alanına girersiniz. Dolayısıyla KVHS tanımı, iş modelinizin hukuki ve operasyonel sorumluluklarını belirleyen bir eşiktir.

SPK lisansı ise bu eşikte bir “yetkilendirme ve güven rejimi” kurar. Piyasada çok sık duyulan bir yanlış algı var: “Lisans alırsam her şey serbest olur.” Oysa lisans, serbestlik değil; denetlenebilirlik ve sorumluluk demektir. SPK lisansı, sizin belirli standartlarda çalışacağınızı, belirli iç kontrol ve uyum sistemlerini kuracağınızı, kullanıcı varlık güvenliğini önceliklendireceğinizi ve süreçlerin kayıt altına alınabilir olacağını taahhüt etmeniz anlamına gelir. Bu taahhüt, sadece kâğıt üstünde kalmamalıdır. Uygulamada lisanslı bir KVHS’nin en önemli farkı; süreçlerinin izlenebilir olmasıdır. Kimin hangi yetkiyle hangi işlemi yaptığı, hangi kararın hangi prosedüre dayandığı ve hangi olayda hangi logların üretildiği net olmalıdır.

SPK lisansının işletme açısından iki büyük etkisi vardır. Birincisi, güven etkisi. Kurumsal müşteriler, yatırımcılar ve yüksek hacimli kullanıcılar; regülasyonla uyumlu ve denetlenebilir bir yapı görmek ister. Lisans, pazarlama cümlesi olmaktan çok, işin arkasındaki “kurumsal güvenlik ve yönetişim altyapısı”dır. İkincisi, süreklilik etkisi. Denetim ve uyum standartları oturduğunda, operasyonlar kişilere bağlı olmaktan çıkar; kurumun kendisi çalışır. Bu da hem büyümeyi kolaylaştırır hem de kriz anlarında dayanıklılığı artırır. Örneğin bir güvenlik olayı yaşandığında, lisanslı bir yapı olay müdahale planı ve iş sürekliliği çerçevesiyle hareket eder; plansız bir yapı ise panik içinde yanlış adımlar atabilir.

Kuruluş Öncesi Strateji Şirket Yapısı İş Modeli ve Kapsam Seçimi

KVHS kurulumunda en pahalı hata, yanlış kapsam seçip sonra “geri dönüp” sistemi yeniden kurmaktır. Çünkü lisanslı bir yapıda iş modeli sadece gelir kalemlerini değil, uyum yükünü, teknik mimariyi, personel gereksinimini ve denetlenebilirlik standartlarını da belirler. Bu yüzden kuruluş öncesi stratejiyi, klasik startup refleksiyle “önce ürün, sonra uyum” diye değil; “önce kapsam, sonra ürün” şeklinde ele almak gerekir. Doğru kapsam seçimi, başvuru dosyasını sadeleştirir, maliyeti düşürür ve canlıya çıkışı hızlandırır.

İlk karar, hangi hizmeti sunacağınızdır. Piyasada en görünür model alım satım platformudur; fakat bu model hem kullanıcı fonlarıyla temas ettiği hem de piyasa davranışlarına etki ettiği için kontrol ve gözetim yükü yüksektir. Alternatif olarak saklama hizmeti, teknik olarak daha ağır ama operasyonu daha kontrollü bir model olabilir; özellikle kurumsal tarafta güçlü bir ihtiyaç vardır. Bir diğer seçenek, doğrudan son kullanıcıya platform sunmak yerine B2B altyapı sağlamak, yani başka oyunculara emir iletimi, likidite bağlantısı, cüzdan altyapısı veya uyum otomasyonu gibi servisler vermektir. Bu modelde kullanıcı ilişkisi daha sınırlı olabilir; fakat yine de kapsamın nerede başlayıp nerede bittiği çok net çizilmelidir. Çünkü “biz sadece yazılım veriyoruz” deyip pratikte kullanıcı fon akışına dokunuyorsanız, sorumluluk alanına girmiş olursunuz.

İkinci karar, şirket yapısı ve ortaklık kurgusudur. KVHS yapısı kurarken şirket türü, pay devri, yatırımcı girişi ve yönetim mekanizması baştan planlanmalıdır. Çünkü lisans sürecinde ve sonrasında, ortaklık yapısındaki değişiklikler, yönetim yetkileri ve imza düzeni çok kritik hale gelir. Kurumsal yönetim zayıf kurgulanırsa, ileride yatırım aldığınızda veya ortaklık değiştiğinde uyum tarafında ciddi revizyon ihtiyacı doğabilir. Bu nedenle ana sözleşme, pay sahipleri sözleşmesi ve yönetim kurulu yapısı “uyum uyumlu” tasarlanmalıdır. Özellikle karar mekanizmaları, yetki limitleri ve kritik fonksiyonların bağımsızlığı ilk günden düşünülmelidir. Uyum görevi, iç kontrol veya bilgi güvenliği gibi fonksiyonların, operasyon ekibiyle aynı kişi üzerinde toplanması çoğu zaman risk üretir.

Üçüncü karar, ürün kapsamının “fazla geniş” olmamasıdır. KVHS kurmak isteyen girişimler genellikle her şeyi aynı anda yapmaya çalışır: spot alım satım, vadeli işlemler, staking benzeri getirili ürünler, kredi, kart, P2P, NFT pazarı, saklama, kurumsal API. Bu yaklaşım, regülasyon ve risk yönetimi açısından dosyayı ağırlaştırır. Stratejik olarak doğru olan, önce temel bir kapsam seçmek ve bunu denetlenebilir şekilde mükemmelleştirmektir. Örneğin yalnızca spot alım satım aracılığı ile başlayıp, uyum sistemi oturduktan sonra ürünleri kademeli genişletmek daha sağlıklı olur. Çünkü her yeni ürün, yeni risk sınıfı demektir; her risk sınıfı da yeni politika, yeni kontrol, yeni log ve yeni raporlama demektir.

Dördüncü karar, gelir modelinin uyumla uyumlu olmasıdır. Komisyon, spread, saklama ücreti, listeleme ücretleri, kurumsal entegrasyon bedeli gibi gelir kalemleri farklı riskler doğurur. Örneğin listeleme geliri varsa, token listeleme sürecinde çıkar çatışması ve piyasa bütünlüğü riskleri ortaya çıkar; bunun için listeleme komitesi, değerlendirme kriterleri ve şeffaflık standardı gerekir. Spread üzerinden gelir elde ediyorsanız, fiyat oluşumunun adilliği ve kullanıcıya şeffaf bilgi sunumu daha kritik hale gelir. Kurumsal saklama ücreti alıyorsanız, güvenlik mimarisi ve denetim izi çok daha ağır bir dosya ister. Bu yüzden iş modelini seçerken “kârlı olan” değil, “uyumla sürdürülebilir olan” perspektifini de masaya koymak gerekir.

Beşinci karar, operasyonel mimarinin baştan sade kurulmasıdır. Personel sayısı, dış kaynak kullanımı, kritik fonksiyonların kimde olacağı ve hangi süreçlerin otomasyona bağlanacağı belirlenmelidir. Bazı alanlarda outsource mantıklı olabilir; fakat KVHS gibi güven rejimi yüksek bir alanda, kritik süreçlerin kontrolü tamamen dışarıda olamaz. Örneğin olay müdahale, erişim yönetimi, anahtar yönetimi, iç kontrol raporlaması gibi alanlarda kurum içinde sorumluluk net olmalıdır. Dış kaynak kullanılsa bile “sorumluluk” kurumda kalır. Bu yüzden rol tanımları, SLA yapıları ve denetim hakları baştan yazılmalıdır.

Sonuç olarak kuruluş öncesi strateji; kapsam seçimi, şirket ve ortaklık kurgusu, ürün ve gelir modeli, kurumsal yönetim ve operasyon planı gibi beş ana taşı birlikte düşünmeyi gerektirir. Bu taşların herhangi biri zayıfsa, SPK başvuru dosyası ya uzar ya da sürekli revizyon döngüsüne girer. Bir sonraki bölümde sermaye şartları ve finansal yeterlilik konusuna geçeceğiz. Çünkü doğru stratejiye sahip olsanız bile, finansal plan gerçekçi değilse sürdürülebilir bir KVHS işletmesi kurmanız mümkün olmaz.

SPK Lisanslı KHVS Kurulumu - Stratejik Kapsam ve Kurumsal Yapı

Sermaye Şartları Finansal Yeterlilik ve Kaynak Planı

KVHS kurulumunda sermaye konusu çoğu zaman “asgari tutarı bulalım, yeter” şeklinde ele alınır. Oysa SPK perspektifinde sermaye, sadece kuruluş anındaki bir eşik değildir; işletmenin riskleri absorbe edebilme kapasitesinin ve sürekliliğinin temel göstergesidir. Bu nedenle finansal yeterlilik, tek bir rakamdan ziyade bütüncül bir yapı olarak değerlendirilir. Başvuru dosyasında sermayenin kaynağı, kullanım amacı, likidite yapısı ve sürdürülebilirliği birlikte okunur. Kağıt üzerinde güçlü görünen ama operasyonel gerçeklikle örtüşmeyen finansal planlar, başvurunun uzamasına veya ek açıklama taleplerine yol açabilir.

Öncelikle sermayenin “nitelikli” olması gerekir. Kaynağı belirsiz, kısa vadeli borçla oluşturulmuş veya ortaklar arasında netleştirilmemiş sermaye yapıları, regülasyon açısından riskli kabul edilir. SPK, sermayenin şeffaf ve izlenebilir olmasını bekler. Ortakların koyduğu sermayenin hangi kaynaktan geldiği, bu kaynağın sürdürülebilir olup olmadığı ve ileride sermaye çekilmesi gibi risklerin nasıl yönetileceği önemlidir. Özellikle kripto varlık sektöründe, “hızlı büyüme” beklentisiyle düşük sermaye yüksek hacim yaklaşımı ciddi uyum sorunları doğurur. Sağlıklı bir KVHS modeli, büyümeyi sermaye ve kontrol mekanizmalarıyla dengeler.

Finansal yeterlilik yalnızca özkaynakla sınırlı değildir. Operasyonel giderler, teknik altyapı maliyetleri, siber güvenlik yatırımları, denetim ve danışmanlık giderleri, personel maliyetleri ve beklenmeyen olaylar için ayrılmış tampon bütçe birlikte değerlendirilir. Özellikle güvenlik ve uyum harcamaları, ilk kez KVHS kuran girişimlerin en çok hafife aldığı kalemlerdir. Oysa bu harcamalar, lisanslı bir yapının vazgeçilmez parçasıdır. Gerçekçi bir finansal plan, en az 12 aylık bir “runway” öngörür ve bu süre boyunca gelir üretimi yavaş kalsa bile operasyonun aksamadan devam edebileceğini gösterir.

Bir diğer önemli başlık, müşteri varlıklarıyla şirket varlıklarının ayrıştırılmasıdır. KVHS yapısında şirket sermayesi ile müşteri varlıkları kesin çizgilerle ayrılmalıdır. Bu ayrım sadece muhasebe prensibi değil, aynı zamanda güven ve denetim ilkesidir. Şirketin kendi nakdi, operasyonel giderleri karşılamak için kullanılırken; müşteri varlıkları saklama ve işlem amaçları dışında değerlendirilemez. Bu ayrımın teknik ve operasyonel olarak nasıl sağlandığı, başvuru dosyasında net biçimde anlatılmalıdır. Aksi halde finansal yeterlilik ne kadar güçlü olursa olsun, yapı riskli kabul edilebilir.

Kaynak planı yapılırken büyüme senaryoları da dikkate alınmalıdır. İlk aşamada düşük hacimle başlayan bir KVHS, başarılı olursa kısa sürede yüksek işlem hacmine ulaşabilir. Bu büyüme, altyapı ve personel ihtiyacını artırırken, aynı zamanda teminat ve likidite ihtiyacını da yükseltir. Finansal planın içinde bu senaryoların yer alması, regülatör açısından olumlu bir sinyaldir. “Büyürsek bakarız” yaklaşımı yerine, “büyüdüğümüzde şu kaynakları devreye alacağız” diyen bir plan, kurumsal olgunluk göstergesidir.

Yatırımcı yapısı da finansal yeterlilikle doğrudan bağlantılıdır. Kurumsal yatırımcı girişi planlanıyorsa, pay devri ve yönetim etkileri önceden kurgulanmalıdır. Yatırımcıların kısa vadeli çıkış beklentisi, regülasyonla uyumlu bir yapı için risk oluşturabilir. Bu nedenle pay sahipleri sözleşmesi, kilitlenme süreleri, oy hakları ve yönetim yetkileri gibi konular baştan netleştirilmelidir. Aksi halde ileride yapılacak yatırım turları, uyum tarafında yeniden değerlendirme gerektirebilir.

SPK Başvuru Dosyası Nasıl Hazırlanır Adım Adım Evrak ve Süreç

SPK lisanslı bir KVHS kurmanın en kritik aşamalarından biri, başvuru dosyasının doğru kurgulanmasıdır. Çünkü başvuru dosyası, sizin işinizi nasıl yaptığınızı değil, işi nasıl yapacağınızı ispatlar. Yani ortada çalışan bir ürün olsa bile, SPK açısından esas olan; bu ürünün hangi prosedürlerle yönetileceği, hangi kontrol katmanlarıyla denetleneceği ve hangi risklerin nasıl azaltılacağıdır. Bu nedenle başvuru dosyası “evrak listesi” değil, bir işletme mimarisi sunumudur. İyi hazırlanmış bir dosya, incelemeyi hızlandırır; dağınık ve parçalı dosyalar ise sürekli ek belge talebiyle süreçleri uzatır.

İlk adım, dosyayı modüler hale getirmektir. Başvurunun omurgasını genellikle şu bloklar oluşturur: şirket ve ortaklık bilgileri, organizasyon yapısı ve görev tanımları, uyum ve iç kontrol çerçevesi, risk yönetimi yaklaşımı, teknik altyapı ve güvenlik mimarisi, operasyonel süreçler, müşteri sözleşmeleri ve bilgilendirme seti, kayıt ve raporlama düzeni, iş sürekliliği ve olay müdahale planı. Bu blokların her biri birbiriyle uyumlu olmalıdır. Örneğin organizasyon şemasında “uyum sorumlusu” diye bir rol yazıp, prosedürlerde bu rolün görevlerini tanımlamazsanız dosya zayıflar. Ya da teknik mimaride loglama var deyip, kayıt düzeni dokümanında logların nasıl saklandığını anlatmazsanız tutarsızlık oluşur. SPK incelemeleri en çok bu tutarsızlıklarda yavaşlar.

İkinci adım, süreçleri “uçtan uca” tarif etmektir. KVHS işinin temelinde kullanıcıyla temas eden birkaç kritik süreç vardır: müşteri edinimi ve kimlik doğrulama, para yatırma ve çekme, kripto transfer süreçleri, alım satım emir akışı, saklama ve cüzdan operasyonları, şikâyet yönetimi, şüpheli işlem izleme ve raporlama. Başvuru dosyası, bu süreçlerin her birinin hangi adımlardan geçtiğini, hangi kontrollerin uygulandığını ve hangi kayıtların üretildiğini göstermelidir. Özellikle para giriş-çıkış süreçleri, en hassas alanlardan biridir. Çünkü burada hem finansal suç riskleri hem de kullanıcı varlık güvenliği riski aynı anda vardır. Bu nedenle prosedürlerin detay seviyesi, “pratikte uygulanabilir” olmalıdır.

Üçüncü adım, rol ve yetki ayrımıdır. Lisanslı yapılarda kontrol mekanizmasının temel taşı görev ayrılığıdır. Bir kişinin hem işlem yapıp hem onaylayıp hem de denetlemesi doğru değildir. Bu nedenle başvuru dosyasında, kritik işlemler için yetki matrisleri, limitler ve onay mekanizmaları net olmalıdır. Örneğin çekim süreçlerinde kim onaylıyor, kim icra ediyor, hangi limitte çift onay gerekiyor, olağan dışı işlemler nasıl durduruluyor? Bu sorulara net cevap vermek, dosyayı güçlendirir. Aynı şekilde, uyum fonksiyonunun operasyon ekiplerinden bağımsız çalışabilmesi de önemlidir.

Dördüncü adım, teknik dokümanları “anlaşılır” hale getirmektir. Başvuru dosyası teknik mimari içerir ama bir ürün dokümantasyonu kadar derin kod seviyesine inmek zorunda değildir. Burada amaç, güvenliğin hangi prensiplerle sağlandığını göstermek. Cüzdan mimarisi, anahtar yönetimi yaklaşımı, erişim yönetimi, 2FA ve oturum güvenliği, loglama ve izleme sistemi, olay müdahale süreci, yedekleme ve felaket kurtarma planı; hepsi bir “özet mimari” olarak anlatılmalı ve prosedürlerle bağlanmalıdır. Teknik dokümanda söylediğiniz her şey, operasyon prosedürlerinde karşılığını bulmalıdır.

Beşinci adım, başvuru dosyasının “denetim izi” mantığıyla yazılmasıdır. SPK’nın görmek istediği şeylerden biri de şudur: Bir denetçi yarın geldiğinde, bu şirketin süreçlerini kontrol edebilir mi? Yani kayıtlar var mı, loglar var mı, raporlar var mı, kararlar belgeleniyor mu? Bu nedenle dokümanlarınızın içine kayıt düzeni, saklama süreleri, erişim yetkileri ve raporlama frekansları gibi unsurlar entegre edilmelidir. Örneğin şüpheli işlem izleme prosedürü yazıyorsanız, bu izlemenin çıktısı olan raporların hangi sıklıkta üretileceğini ve nerede saklanacağını da belirtmek gerekir.

Altıncı adım, red ve revizyon risklerini baştan yönetmektir. Başvurularda en sık sorun çıkaran noktalar; eksik uyum prosedürleri, rol tanımlarının net olmaması, teknik güvenlik yaklaşımının yetersiz kalması, müşteri sözleşmelerinde şeffaflık eksikliği ve kayıt düzeninin belirsizliğidir. Bu riskleri azaltmak için dosyayı teslim etmeden önce bir “gap analizi” yapmak, yani dosyayı kontrol listesiyle taramak çok değerlidir. Böylece başvuru sürecine girerken kendinizi daha sağlam bir zemine alırsınız.

SPK KVHS Başvuru Süreci

Gerekli Politika ve Prosedürler AML KYC Risk ve İç Kontrol

SPK lisanslı bir KVHS yapısında en fazla ağırlık verilen alanlardan biri, AML KYC ve iç kontrol mimarisidir. Çünkü düzenleyici perspektifte kripto varlık faaliyeti, yüksek riskli işlemler barındırabilen bir alan olarak kabul edilir. Bu nedenle “müşteriyi tanıma” ve “işlem izleme” süreçleri, yalnızca bir uyum gerekliliği değil; işletmenin güvenliğini ve sürekliliğini sağlayan temel mekanizmalardır. Başvuru dosyasında bu politika ve prosedürlerin varlığı kadar, nasıl uygulandığı ve hangi kayıtları ürettiği de önemlidir.

AML KYC politikasının ilk ayağı müşteri kabul kriterleridir. KVHS, hangi müşteri profillerini kabul edeceğini, hangilerini reddedeceğini veya hangi koşullarda ek incelemeye tabi tutacağını net biçimde tanımlamalıdır. Bireysel müşterilerle kurumsal müşteriler arasında ayrım yapılmalı, risk profili düşük, orta ve yüksek olarak sınıflandırılmalıdır. Bu sınıflandırma, müşterinin ülke bilgisi, mesleği, işlem hacmi, fon kaynağı ve davranış örüntülerine dayanır. Burada kritik nokta, politikanın teoride kalmamasıdır. Risk skorlamasının hangi parametrelerle yapıldığı, skor yükseldiğinde hangi aksiyonların alındığı ve bu aksiyonların kim tarafından onaylandığı açıkça yazılmalıdır.

İkinci ayağı işlem izleme ve şüpheli işlem yaklaşımı oluşturur. KVHS’nin sunduğu hizmete göre izleme senaryoları değişebilir; ancak temel prensip aynıdır: olağan dışı işlem örüntülerinin tespiti ve kayıt altına alınması. Kısa sürede yüksek hacimli işlemler, sık transferler, üçüncü kişi ilişkileri, zincirler arası ani geçişler gibi davranışlar izleme kapsamına alınır. Bu izlemenin otomatik mi, yarı otomatik mi yoksa manuel mi yapıldığı; hangi eşiklerin alarm ürettiği; alarm oluştuğunda sürecin nasıl ilerlediği başvuru dosyasında net olmalıdır. En sık yapılan hata, “izleme yapılır” gibi genel ifadeler kullanmaktır. SPK açısından önemli olan, izleme yapıldığında hangi raporun üretildiği ve bu raporun nerede saklandığıdır.

İç kontrol mekanizması, AML KYC politikasının tamamlayıcısıdır. İç kontrol; şirket içinde hataların, suiistimallerin ve prosedür dışı işlemlerin erken tespit edilmesini amaçlar. KVHS yapısında iç kontrol fonksiyonu, operasyonel ekiplerden bağımsız bir bakış sunmalıdır. Bu bağımsızlık, aynı kişinin hem işlem yapıp hem de denetlemesi riskini ortadan kaldırır. İç kontrol prosedürleri; periyodik kontrolleri, rastgele örneklemeleri, yetki ve limit denetimlerini ve raporlama sıklığını kapsar. Başvuru dosyasında bu kontrollerin hangi periyotlarla yapıldığı ve sonuçlarının kime raporlandığı belirtilmelidir.

Risk yönetimi ise bu yapının çatı katmanıdır. AML KYC ve iç kontrol çıktıları, risk yönetimi fonksiyonunda bir araya getirilir. KVHS’nin risk iştahı, hangi riskleri kabul edip hangilerini etmeyeceği, hangi noktada faaliyeti durdurabileceği bu katmanda tanımlanır. 

SPK Lisansli KHVS AML/KYC ve İç Kontrol Mimarisi

Eğitim ve farkındalık da çoğu zaman gözden kaçan ama kritik bir başlıktır. AML KYC ve iç kontrol sistemleri, personel tarafından doğru anlaşılmadığında kâğıt üstünde kalır. Bu nedenle başvuru dosyasında, çalışanların hangi sıklıkta eğitim alacağı, bu eğitimlerin nasıl belgeleneceği ve güncellemelerin nasıl duyurulacağı belirtilmelidir. Eğitim kayıtları, ileride yapılacak denetimlerde önemli bir kanıt niteliği taşır.

Teknik Altyapı Güvenlik Saklama ve Operasyon Sürekliliği

SPK lisanslı bir KVHS yapısında teknik altyapı, yalnızca “sistem çalışıyor mu” sorusuna cevap vermez; aynı zamanda sistemin ne kadar güvenli, izlenebilir ve sürdürülebilir olduğunu da ortaya koyar. Bu nedenle teknik mimari, başvuru dosyasında yüzeysel bir IT anlatımı olarak değil; riskleri yöneten ve denetimi mümkün kılan bir yapı olarak ele alınmalıdır. Regülasyon perspektifinde teknoloji, uyumun ayrılmaz bir parçasıdır.

İlk kritik başlık saklama mimarisidir. Kullanıcı varlıklarının nasıl saklandığı, anahtarların kimde olduğu ve bu anahtarlara erişimin nasıl sınırlandığı net olmalıdır. Sıcak cüzdanlar operasyonel hız sağlarken, soğuk cüzdanlar güvenlik katmanı oluşturur. Birçok KVHS yapısında hibrit bir model tercih edilir. Bu modelde günlük operasyonlar için sınırlı tutar sıcak cüzdanda tutulur, ana varlıklar ise soğuk cüzdanlarda saklanır. Anahtar yönetimi tek kişiye bağlı olmamalı; çoklu imza, MPC veya benzeri dağıtık kontrol mekanizmalarıyla desteklenmelidir. Bu yaklaşım, hem iç suiistimal riskini azaltır hem de denetimlerde güçlü bir güvenlik argümanı sunar.|

İkinci başlık erişim ve yetkilendirme mimarisidir. Teknik altyapıda kimlerin hangi sistemlere erişebildiği, hangi işlemleri yapabildiği ve bu işlemlerin nasıl kayıt altına alındığı çok önemlidir. Yetki seviyeleri net tanımlanmalı, kritik işlemler için çoklu onay mekanizmaları uygulanmalıdır. Özellikle çekim onayları, anahtar erişimleri ve sistem konfigürasyon değişiklikleri gibi işlemler, izlenebilir ve geri dönük incelenebilir olmalıdır. Bu noktada loglama ve izleme sistemleri devreye girer. Her kritik işlem, zaman damgalı ve değiştirilemez şekilde kayıt altına alınmalıdır.

Üçüncü başlık siber güvenlik ve olay müdahale planıdır. KVHS altyapısı, dış saldırılara ve iç risklere karşı korunmalıdır. Güvenlik duvarları, izinsiz giriş tespit sistemleri, anomali izleme ve düzenli zafiyet testleri bu yapının parçasıdır. Ancak en az bunlar kadar önemli olan şey, bir olay yaşandığında ne yapılacağıdır. Olay müdahale planı; olayın tespiti, sınıflandırılması, izole edilmesi, bildirim süreçleri ve normalleşme adımlarını kapsamalıdır. Bu planın kağıt üzerinde kalmaması, periyodik tatbikatlarla test edilmesi gerekir.

Dördüncü başlık iş sürekliliği ve felaket kurtarma planlamasıdır. Sistem kesintileri, veri kaybı veya altyapı arızaları gibi senaryolar KVHS için ciddi itibar ve operasyon riski doğurur. Bu nedenle yedekleme stratejileri, alternatif veri merkezleri, geri yükleme süreleri ve kritik fonksiyonların minimum kesintiyle devam edebilmesi baştan planlanmalıdır. İş sürekliliği planı, sadece teknik bir doküman değil; yönetim ve operasyon ekiplerinin de bildiği ve uygulayabildiği bir çerçeve olmalıdır.

Kurumsal Yönetim Yönetici Kadro ve Uyum Organizasyonu

KVHS kurulumunda teknoloji ve sermaye ne kadar güçlü olursa olsun, kurumsal yönetim zayıfsa sistem sürdürülebilir olmaz. Çünkü lisanslı bir yapıda güven; sadece şifreleme, cüzdan ve sunucu güvenliğiyle sağlanmaz. Güven aynı zamanda karar mekanizmaları, görev ayrılığı, raporlama disiplinleri ve kurumsal sorumluluk kültürüyle sağlanır. SPK’nın lisans değerlendirmesinde bu yüzden yönetici kadro ve organizasyon yapısı çok önemli bir yer tutar. Bir KVHS, aslında “risk yöneten bir işletme”dir ve risk yönetimi insanla başlar.

Kurumsal yönetimin ilk adımı, net bir yönetim yapısı ve yetki sistemidir. Yönetim kurulu veya üst yönetim seviyesinde hangi kararların kim tarafından alınacağı, hangi kararların hangi komitelere devredileceği ve kritik süreçlerin nasıl denetleneceği belirlenmelidir. KVHS’lerde sık görülen bir hata, her şeyin tek bir kurucu veya tek bir teknik yönetici üzerinde toplanmasıdır. Bu yapı büyüdükçe kırılgan hale gelir. Lisanslı yapılarda doğru olan; stratejik kararların yönetim seviyesinde kalması, operasyonel uygulamanın ise yetkilendirilmiş ekipler tarafından yürütülmesidir. Bu ayrım hem denetimi kolaylaştırır hem de kişiye bağımlılığı azaltır.

İkinci kritik nokta, uyum fonksiyonunun kurumsal olarak sahiplenilmesidir. Uyum görevlisi, yalnızca prosedür yazan bir rol değildir; işletmenin risk refleksini belirleyen ana fonksiyonlardan biridir. Uyum birimi, müşteri kabul kriterlerini işletir, izleme ve raporlama süreçlerini yönetir, şüpheli işlem değerlendirmelerini koordine eder ve gerektiğinde operasyonel süreçleri durdurabilecek bir yetkiye sahip olmalıdır. Uyumun etkisiz kaldığı yapılarda, “iş büyüsün” baskısı risk kontrolünü ezer ve bu da lisanslı bir işletme için en büyük tehlikedir. Bu nedenle uyum fonksiyonunun raporlama hattı ve bağımsızlığı net şekilde kurgulanmalıdır.

Üçüncü nokta iç kontrol ve iç denetim mekanizmasıdır. İç kontrol, süreçlerin günlük veya periyodik kontrollerini yapar; iç denetim ise daha kapsamlı bir bakışla sistemin bütünü üzerinde denetim yürütür. Bu iki fonksiyonun rol ayrımı net olmalıdır. İç kontrol, örnekleme ve kontrol listeleriyle süreçlerin prosedürlere uygunluğunu takip ederken; iç denetim, risk temelli bir denetim planıyla işletmenin kritik alanlarını test eder. KVHS gibi yüksek riskli bir işte, bu mekanizmalar “varmış gibi” değil, gerçekten çalışır halde olmalıdır. Denetim raporları, aksiyon planları ve kapanış kayıtları gibi belgeler, kurumsal olgunluğu gösterir.

Dördüncü nokta bilgi güvenliği sorumluluklarıdır. KVHS’de bilgi güvenliği, IT departmanının alt başlığı gibi görülemez. Erişim yönetimi, anahtar yönetimi, loglama, olay müdahale ve iş sürekliliği gibi süreçler kurumsal düzeyde sahiplenilmelidir. Bilgi güvenliği sorumlusu veya ilgili fonksiyon, sadece “teknik güvenlik” değil; aynı zamanda politika, eğitim ve denetim izi üretme görevini de taşır. Bu rolün operasyon ekibiyle ilişkisinin net olması gerekir. Örneğin çekim süreçlerindeki güvenlik kontrolleri, sadece yazılım kontrolü değil; aynı zamanda operasyonel onay akışlarıyla birlikte çalışmalıdır.

Beşinci nokta outsource edilebilen ve edilemeyen alanlardır. KVHS kuran birçok girişim, maliyeti azaltmak için bazı fonksiyonları dış kaynağa vermek ister. Bu bazı alanlarda mümkündür; ancak kritik fonksiyonlarda sorumluluk kurumda kalır. Dış kaynak kullansanız bile, süreçlerin kontrolü, raporlanması ve denetlenebilirliği KVHS’nin kendi yapısında olmalıdır. Bu nedenle sözleşmelerde SLA, denetim hakkı, veri güvenliği yükümlülükleri ve olay bildirim süreçleri çok net yazılmalıdır.

Altıncı nokta insan kaynağı yeterliliği ve eğitimdir. KVHS yapısında sadece teknik ekip değil, operasyon, uyum, risk ve müşteri destek ekipleri de yüksek farkındalıkla çalışmalıdır. Eğitim programları, periyodik güncellemeler, testler ve kayıtlar; lisans sonrası denetimlerde ciddi önem taşır. Kurumsal kültürün “uyumu sahiplenen” bir yapıya dönüşmesi, uzun vadede en büyük rekabet avantajlarından biridir.

SPK Lisanslı KHVS - Kurumsa Yönetim

Müşteri Sözleşmeleri Aydınlatma Metinleri ve Veri Koruma

KVHS’nin lisanslı ve güvenilir bir işletme olarak algılanmasında, müşteriye sunulan sözleşme seti ve aydınlatma metinleri kilit rol oynar. Çünkü kullanıcı, teknik mimarinizi veya iç kontrol raporlarınızı birebir görmez; ama sözleşmelerinizi okur, ücret tablonuzu inceler, risk bildirimlerinizi değerlendirir ve veri politikanıza göre karar verir. SPK perspektifinde de aynı durum geçerlidir: Müşteriyle kurulan hukuki ilişki şeffaf değilse, en iyi teknoloji bile güven üretmez. Bu nedenle sözleşmeler “kopyala-yapıştır” mantığıyla değil, KVHS’nin gerçek işleyişine uygun ve denetlenebilir bir yapı olarak hazırlanmalıdır.

İlk temel doküman kullanıcı sözleşmesidir. Bu sözleşme, KVHS’nin hangi hizmetleri verdiğini, hizmet sınırlarını, ücretlendirme modelini ve tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça belirlemelidir. En kritik nokta, kullanıcıya vaat edilen şey ile sistemin fiili kapasitesinin aynı olmasıdır. Örneğin çekim süreleri, bakım kesintileri, riskli işlemlerde ek doğrulama ihtimali, uyum incelemesi halinde hesap kısıtlamaları gibi konular şeffaf şekilde ifade edilmelidir. Bu şeffaflık, ileride doğacak uyuşmazlıkların büyük bölümünü daha başlamadan engeller. Kullanıcı sözleşmesinde ayrıca uyuşmazlık çözüm yolu, bildirim kanalları ve delil kayıtları gibi maddeler net olmalıdır. KVHS’nin kayıt düzeni güçlü ise, sözleşme de bu düzeni desteklemeli, hangi kayıtların delil niteliği taşıyacağını çerçevelemelidir.

İkinci kritik doküman risk bildirimleri ve aydınlatma metinleridir. Kripto varlık işlemlerinin doğası gereği volatilite, likidite, teknik arıza, ağ kesintisi ve piyasa davranışları gibi riskler vardır. Bu risklerin “genel bir paragraf” olarak geçiştirilmesi yerine, kullanıcıya anlaşılır ve dengeli şekilde sunulması gerekir. Özellikle alım satım platformu işletiliyorsa; emirlerin gerçekleşmeme ihtimali, piyasa koşullarına bağlı fiyat kaymaları, ani dalgalanmalar ve sistem yoğunluğu gibi konular açıkça anlatılmalıdır. Saklama hizmeti varsa; saklama yöntemleri, erişim kontrolleri, olağanüstü durum prosedürleri ve kullanıcı sorumlulukları net olmalıdır.

Üçüncü başlık ücret tablosu ve şeffaflık sayfalarıdır. Lisanslı yapılarda ücretlerin açık, anlaşılır ve güncelleme prosedürü belli olması beklenir. Komisyon oranları, çekim ücretleri, saklama ücretleri, ağ ücretlerinin nasıl yansıtıldığı, varsa minimum işlem limitleri ve kampanya koşulları; kullanıcı için net bir formatta sunulmalıdır. En büyük hata, ücretlerin dağınık şekilde farklı sayfalarda kalması veya sözleşme içinde belirsiz bırakılmasıdır. Ücret şeffaflığı, hem kullanıcı güvenini artırır hem de denetim süreçlerinde işletmeyi güçlendirir.

Dördüncü başlık veri koruma ve KVKK uyumudur. KVHS’ler, kimlik doğrulama ve işlem izleme nedeniyle ciddi miktarda kişisel veri işler. Bu nedenle KVKK aydınlatma metni, veri işleme amacı, hukuki sebep, saklama süreleri, aktarım süreçleri ve ilgili kişi haklarını açıkça tanımlamalıdır. Çerez politikası, web ve mobil uygulama üzerinden veri toplanıyorsa ayrıca önem kazanır. Kullanıcı verileri yalnızca hukuki metinlerle değil, teknik ve operasyonel kontrolle de korunmalıdır. Veri erişim yetkileri, loglama, veri sızıntısı müdahale planı ve üçüncü taraf hizmet sağlayıcılarla yapılan sözleşmeler, KVKK uyumunun pratik tarafını oluşturur.

Beşinci başlık, ihtilaf ve şikâyet yönetimidir. Lisanslı bir KVHS, kullanıcı şikâyetlerini nasıl alacağını, hangi sürelerde yanıtlayacağını ve hangi kayıtları tutacağını düzenlemelidir. Şikâyet yönetimi, sadece müşteri memnuniyeti değil; aynı zamanda risk yönetiminin de parçasıdır. Çünkü şikâyetler çoğu zaman sistemsel sorunların erken sinyalidir. Bu sürecin prosedürü, başvuru dosyasını güçlendirir ve lisans sonrası operasyonu daha yönetilebilir kılar.

Denetim Hazırlığı Canlıya Geçiş ve Sürekli Uyum Takvimi

KVHS kurulumunda pek çok ekip tüm enerjisini lisans başvurusuna verir ve hedefi “lisansı almak” olarak belirler. Oysa lisans, başlangıç çizgisidir. Lisans alındıktan sonra işletmenin her gün denetlenebilir, her gün izlenebilir ve her gün aynı standartta çalışabilir olması beklenir. Bu nedenle denetim hazırlığı ve canlıya geçiş planı, başvuru dosyasının tamamlayıcısı değil; aslında işletmenin sürdürülebilirliğinin temelidir. En güçlü KVHS’ler, canlıya geçmeden önce “denetim gözüyle” kendilerini test eder ve sürekli uyum takvimini işletmenin doğal ritmine entegre eder.

Denetim hazırlığının ilk adımı gap analizidir. Gap analizi, şirketin planladığı politika ve prosedürlerin pratikte gerçekten uygulanabilir olup olmadığını test eden bir çalışmadır. Burada amaç, dokümanları bir klasörde saklamak değil; dokümanların işletmede karşılığı olup olmadığını görmek. Örneğin KYC prosedürünüz var ama KYC sürecinde hangi veriler toplanıyor, bu veriler nerede saklanıyor, kim erişebiliyor, loglanıyor mu? İç kontrol prosedürünüz var ama örnekleme yöntemi belirli mi, rapor formatı hazır mı, aksiyonlar nasıl kapanıyor? Teknik güvenlik planınız var ama olay müdahale tatbikatı yapıldı mı? Gap analizi bu soruların hepsini bir kontrol listesiyle tarar ve eksikleri canlıya geçmeden kapatmayı sağlar.

İkinci adım iç denetim provasıdır. Bu, bağımsız bir gözle işletmenin kritik süreçlerinin test edilmesidir. Özellikle para giriş-çıkış süreçleri, çekim onay mekanizmaları, cüzdan operasyonları, yetkilendirme matrisleri ve loglama sistemi; denetimin ilk baktığı alanlardır. İç denetim provasında amaç, gerçeğe yakın senaryolarla sistemin dayanıklılığını görmek. Örneğin “yüksek hacimli müşteri girişi” senaryosu, “olağan dışı işlem alarmı” senaryosu veya “çekim sürecinde anomali” senaryosu gibi testler, hem teknik hem operasyonel reflekslerinizi güçlendirir.

Üçüncü adım pilot yayın ve kademeli canlıya geçiştir. KVHS’lerde en güvenli yaklaşım, bir anda tam kapasiteyle açılmak yerine kontrollü bir pilot aşamayla başlamaktır. Pilot aşamada müşteri kabul kriterleri daha sıkı tutulabilir, işlem limitleri sınırlandırılabilir ve destek ekibi “yüksek hazır” modunda çalışabilir. Bu sayede hem teknik altyapı yük testinden geçirilir hem de uyum süreçlerinin pratikte nasıl işlediği görülür. Kademeli geçiş, hataların büyümeden düzeltilmesini sağlar.

Dördüncü adım sürekli uyum takvimidir. Uyum bir kez kurulduktan sonra, kendiliğinden çalışmaz; düzenli bakım ister. Bu nedenle KVHS’nin içinde aylık, çeyreklik ve yıllık periyotlarla çalışan bir uyum takvimi olmalıdır. Aylık tarafta işlem izleme raporları, alarm değerlendirmeleri, müşteri şikâyet analizleri ve iç kontrol örneklemeleri öne çıkar. Çeyreklik tarafta politika güncellemeleri, eğitim tekrarları, güvenlik denetimleri ve sistem erişim gözden geçirmeleri yapılır. Yıllık tarafta daha geniş kapsamlı iç denetim, felaket kurtarma tatbikatı, sızma testi ve risk değerlendirme güncellemeleri devreye girer. Bu takvim, kurum içinde “uyum rutini” oluşturur ve denetimler geldiğinde hazırlıksız yakalanma riskini düşürür.

Beşinci adım olay yönetimi ve kriz iletişimidir. KVHS yapısında her şey iyi giderken değil, bir olay yaşandığında olgunluk ortaya çıkar. Sistemsel kesintiler, ağ problemleri, şüpheli işlem dalgaları veya güvenlik olayları yaşandığında; kim, hangi sırayla, hangi kanaldan aksiyon alacak? Kullanıcı bilgilendirmesi nasıl yapılacak? Regülasyon ve bildirim gereklilikleri nasıl yönetilecek? Bu soruların yanıtı önceden hazırlanmış olmalıdır. Kriz iletişim planı; kullanıcı güvenini korur ve operasyonun kontrol dışına çıkmasını engeller.

SPK Lisanslı KHVS Denetim Hazırlığı ve Canlıya Geçiş Süreci

Sık Sorulan Sorular(SSS)

SPK Lisansı Olmadan Kripto Varlık Hizmeti Sunulabilir Mi?

Türkiye’de SPK düzenlemeleri kapsamına giren faaliyetler için lisanssız hizmet sunulması ciddi yaptırımlar doğurur. Lisans olmadan yürütülen faaliyetler idari para cezaları, faaliyet durdurma ve ileride lisans başvurusunda olumsuz sicil oluşması riskini taşır.

KVHS Lisansı Almak Ne Kadar Sürer?

Başvuru dosyasının niteliğine göre süreç değişir. İyi hazırlanmış ve tutarlı bir dosyada değerlendirme süreci daha kısa ilerlerken, eksik veya revizyon gerektiren dosyalarda süreç uzayabilir. Süreyi belirleyen ana faktör, hazırlık kalitesidir.

SPK Başvurusu Reddedilirse Tekrar Başvuru Yapılabilir Mi?

Evet, ancak reddin gerekçeleri giderilmeden yapılan tekrar başvurular genellikle aynı sonuçla karşılaşır. Bu nedenle ret sonrası kapsamlı bir uyum ve yapı revizyonu yapılması gerekir.

Sermaye Şartı Yalnızca Kuruluşta Mı Aranır?

Hayır. Sermaye yeterliliği süreklilik arz eden bir kriterdir. Lisans alındıktan sonra da şirketin mali yapısı izlenir ve zayıflama halinde ek yükümlülükler gündeme gelebilir.

Yabancı Ortaklı Bir Şirket KVHS Olabilir Mi?

Yabancı ortaklık tek başına engel değildir. Ancak ortaklık yapısının şeffaflığı, fon kaynağının izlenebilirliği ve yönetim kontrolünün düzenlemelerle uyumlu olması gerekir.

KVHS’lerde Müşteri Varlıkları Şirket Varlığıyla Karışabilir mi?

Hayır. Müşteri varlıkları ile şirket varlıklarının kesin şekilde ayrıştırılması zorunludur. Bu ayrım hem muhasebe hem de teknik altyapı seviyesinde sağlanmalıdır.

Saklama Hizmeti Vermeyen Platformlar Daha mı Kolay Lisans Alır?

Saklama hizmeti verilmemesi bazı teknik yükleri azaltabilir; ancak alım satım aracılığı da yüksek riskli kabul edilir. Kolaylık, seçilen modelden çok uyumun doğru kurgulanmasına bağlıdır.

AML ve KYC Süreçleri Otomatik Olmak Zorunda Mı?

Tamamen otomatik olma zorunluluğu yoktur. Ancak manuel süreçlerin de izlenebilir, kayıtlı ve denetlenebilir olması gerekir. Hibrit modeller sık tercih edilir.

Şüpheli İşlem Bildirimi Yapılmazsa Ne Olur?

Bildirim yükümlülüğünün ihlali ağır yaptırımlara yol açabilir. Bu durum lisansın askıya alınmasına kadar gidebilecek sonuçlar doğurur.

KVHS Kurmak İsteyenler Nereden Başlamalı?

Başlangıç noktası yazılım değil; strateji, kapsam ve uyum mimarisidir. Sağlam bir hukuki ve operasyonel çerçeve kurulmadan teknik geliştirme yapılması genellikle geri dönüş maliyeti doğurur.

Kullanıcı Sözleşmeleri Standart Metinlerden Alınabilir Mi?

Hazır metinler referans olabilir; ancak birebir kullanım ciddi risk taşır. Sözleşmeler KVHS’nin gerçek işleyişine birebir uyumlu olmalıdır.

KVHS’ler Faaliyet Kapsamını Sonradan Genişletebilir Mi?

Evet, ancak kapsam genişletmeleri ek değerlendirme ve bildirim gerektirir. Önceden onay alınmadan yapılan genişlemeler risklidir.

Pilot Yayın Zorunlu Mu?

Zorunlu değildir; ancak güçlü bir risk yönetimi yaklaşımı olarak kabul edilir ve başvuru dosyasını olumlu etkiler.

Lisans Alındıktan Sonra Denetimler Sona Erer Mi?

Hayır. Lisans sonrası dönem, sürekli denetim ve gözetim dönemidir. Asıl yük bu aşamada başlar.

KVHS’lerde Veri Saklama Süresi Neye Göre Belirlenir?

Saklama süresi; hukuki yükümlülükler, denetim gereklilikleri ve veri minimizasyonu ilkeleri birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir