Kripto Para Dolandırıcılığı ve Borsa İflaslarında Savcılık Şikayet Süreci

Kripto piyasasında mağduriyet yaşandığında aynı anda iki duygu ortaya çıkar: Bir yandan “paramı geri alabilir miyim” paniği, diğer yandan “kime, nasıl, neyle başvuracağım” belirsizliği. Üstelik kripto dolandırıcılığı ile borsa iflası çoğu zaman birbirine karıştırılır. Oysa savcılık şikayet sürecini doğru yönetebilmek için önce olayı doğru sınıflamak gerekir. Çünkü delil seti, dilekçenin dili, talep edilecek tedbirler ve süreç beklentisi; yaşanan senaryoya göre değişir. Bu yazıda amaç, teknik terimlerle boğmadan; ama dosyayı güçlü kılacak kadar somut ve stratejik bir yol göstermektir.

Öncelikle şunu netleştirelim: “Borsa iflası” ile “dolandırıcılık” aynı şey değildir. Bir borsa veya platform; finansal kötü yönetim, likidite krizi, operasyonel zafiyet, hack, iç suistimal veya regülasyon kaynaklı kapatma nedeniyle faaliyetini durdurabilir. Bu durum her zaman otomatik olarak dolandırıcılık anlamına gelmez. Ancak iflasın arkasında kullanıcı fonlarının kasıtlı şekilde başka yerlere aktarılması, sahte vaatlerle para toplanması, sistematik yanıltma, içeriden boşaltma veya kurucu/ekip tarafından planlı bir kaçış şüphesi varsa, ceza soruşturması açısından tablo değişir. Savcılığın bakacağı nokta, “zarar oluştu mu” kadar; zararın oluşmasına neden olan fiilin niteliğidir.

Kripto dolandırıcılığı mağduriyetlerinde zaman kritik bir faktördür. Çünkü dijital izler hızlı değişir, para akışı birkaç hamlede farklı cüzdanlara dağıtılabilir, borsa içinde transferler “iç hareket” olarak görünürken dışarıdan izlenmesi zorlaşabilir. Bu nedenle savcılık şikayet sürecinde en büyük hata, “önce bekleyeyim, belki açılır” diyerek günlerce hiçbir hazırlık yapmamaktır. Beklemek bazen mantıklı olabilir; fakat beklerken delil toplanmıyorsa, ileride elinizdeki dosya zayıflar. Bu yazının omurgası da tam olarak burada: Şikayet aşamasına geldiğinizde elinizde “net, kronolojik, doğrulanabilir” bir paket olmalı.

Şikayet dilekçesinin güçlü olması için üç şey şarttır. Birincisi olay örgüsü: Ne oldu, ne zaman oldu, nasıl oldu. İkincisi maddi iz: Hangi hesaptan hangi hesaba para gitti, hangi borsaya aktarıldı, hangi tarih ve tutarla. Üçüncüsü dijital iz: Yazışmalar, ekran görüntüleri, işlem geçmişleri, tx hash kayıtları ve varsa sözleşme/metinler. Savcılık “bu kişi mağdur oldu”yu zaten anlar; asıl fark yaratan şey, savcının dosyayı hızlı okuyup hızlı aksiyon almasını sağlayacak düzenli bir set sunmaktır. Özellikle kripto dosyalarında tedbir talepleri (hesap hareketlerinin incelenmesi, belirli hesaplara el koyma, delil tespiti vb.) doğru kurgulanırsa, süreç daha etkili yürür.

Şikayet sürecinde bir diğer önemli nokta da yanlış hedefe enerji harcamamaktır. Mağdur olan kişiler bazen sosyal medyada kampanya yapmaya, gruplarda suç duyurusu örnekleri toplamaya ve “ben de mağdurum” listeleri oluşturmaya odaklanır. Bunlar topluluk açısından moral verebilir; fakat tek başına savcılık dosyasını güçlendirmez. Savcılığa giden dosya, topluluğun sayısından çok delilin kalitesiyle ilerler. Bu yüzden “çok kişi mağdur” argümanı, ancak iyi organize edilmiş delil ve kurgu ile birleşirse anlam kazanır.

Kripto Para Dolandırıcılığı ve Borsa İflası Aynı Şey mi?

Bu sorunun cevabı, şikayet dilekçenizin kaderini belirler. Çünkü savcılığın değerlendirmesi; “platform kapandı, param gitti” cümlesinden değil, bu kapanmanın arkasındaki fiillerden ve niyetten şekillenir. Borsa iflası dediğimiz senaryo, temelde bir kurumun finansal veya operasyonel olarak sürdürülemez hale gelmesiyle hizmeti durdurmasıdır. Bu, bazı durumlarda kötü yönetim, likidite krizi, yanlış risk yönetimi, piyasadaki sert düşüş, hack saldırısı veya regülasyon baskısı nedeniyle olabilir. Dolandırıcılık ise baştan itibaren veya süreç içinde kullanıcıyı yanıltmaya dayanan, kasıt unsuru taşıyan bir eylemler bütünüdür. Savcılık açısından kritik ayrım da buradadır: İflas “her zaman” suç değildir; ancak iflas görüntüsü altında fonların sistematik biçimde kaçırılması, sahte beyanlarla para toplanması veya kullanıcıların aldatılması varsa, iş ceza soruşturmasına döner.

Pratikte dosyalar çoğu zaman gri bölgede kalır. Örneğin bir platform “iflas ettik” diyebilir, ama aynı gün kurucu ekibin varlıkları farklı cüzdanlara dağıttığı zincir üstü verilerle görülürse, iflas savunması zayıflar. Ya da platform “hacklendik” diyebilir; ancak güvenlik raporu yoksa, bağımsız doğrulama sunulmuyorsa, çekimlerin durduğu tarihten önce içeriden büyük transferler yapılmışsa, soruşturma bu iddiaları daha sert inceler. Bu yüzden sizin açınızdan kritik olan, yaşadığınız olayın hangi kategoriye daha yakın olduğunu delillerle gösterebilmektir. Savcılık dilekçesinde “dolandırıldım” demek yetmez; dolandırıcılığı işaret eden emareleri sıralamak gerekir.

şeffaflık ve iletişim: Platform kapanmadan önce kullanıcıları makul şekilde bilgilendirdi mi, kriz yönetimi yaptı mı, para çekimlerine ilişkin tutarlı açıklamalar sundu mu? İkincisi fon akışı: Kullanıcı varlıkları platform içinde tutulurken bir anda yüksek hacimli dış transferler başladı mı? Üçüncüsü sözleşme ve vaatler: Platform “garanti kazanç”, “sabit getiri”, “risk yok” gibi iddialarla kullanıcı topladı mı? Dördüncüsü operasyon izleri: Müşteri hizmetleri kayboldu mu, resmi iletişim kanalları aniden sustu mu, uygulama/site tek gecede ortadan kalktı mı? Bu tür emareler, “iflas” anlatısını “kasıt” tartışmasına yaklaştırır.

Kullanıcı açısından en sık yapılan hata, iflas ile dolandırıcılığı aynı dilekçede birbirine karıştırmaktır. Örneğin “platform iflas etti, dolandırıcılık yaptı, ayrıca paramı geri verin” gibi dağınık bir anlatım, dosyanın odağını zayıflatır. Daha güçlü yaklaşım şudur: Önce olguları kronolojik anlatmak, ardından hangi emarelerin kasıt şüphesi doğurduğunu maddeler halinde göstermek ve nihayetinde savcılıktan hangi işlemlerin yapılmasını talep ettiğinizi netleştirmek. Talep kısmı özellikle önemlidir: Banka hareketlerinin incelenmesi, borsa hesap hareketlerinin celbi, ilgili cüzdanlara ilişkin tespit, şüphelilerin tespiti, dijital delillerin toplanması ve gerekiyorsa tedbir talepleri; dosyanın “aksiyon alınabilir” hale gelmesini sağlar.

Borsa iflası senaryosunda ise bazen ceza soruşturması yerine öncelik “alacağın tespiti ve iade mekanizması” olabilir. Ancak bu, savcılığa gidilmez anlamına gelmez. Eğer kullanıcı fonlarına ilişkin usulsüzlük şüphesi varsa, savcılık şikayeti süreci başlatmak çoğu zaman mantıklıdır. Fakat beklentiyi doğru kurmak gerekir: Ceza soruşturması, paranın geri alınmasını otomatik garanti etmez; ama doğru tedbirlerle geri alma ihtimalini artırabilecek bir zemini hazırlayabilir. Bu nedenle “hedef ne” sorusu, baştan cevaplanmalıdır: Sadece “şikayet etmek” değil; delil toplamak, tedbir istemek, failleri tespit ettirmek ve süreci izlemek.

Kripto Borsalarında İflas ve Dolandırıcılık

Hangi Senaryolar Savcılık Şikayeti Konusu Olur?

Savcılık şikayetinin “yerinde” olup olmadığı, yaşanan olayın sadece maddi kayıp yaratıp yaratmadığıyla değil; bu kaybın nasıl ve hangi davranışlarla ortaya çıktığıyla ilgilidir. Kripto para alanında her zarar ceza soruşturması doğurmaz. Ancak bazı senaryolar vardır ki, savcılık nezdinde doğrudan şikayet konusu yapılması hem mantıklı hem de stratejiktir. Bu senaryoların ortak noktası, kasıt, sistematiklik ve yanıltma emareleri taşımasıdır.

En klasik senaryo, platformun kullanıcıları gerçeğe aykırı vaatlerle para yatırmaya yönlendirmesidir. “Garantili getiri”, “risksiz kazanç”, “sabit oran”, “kurumsal teminat” gibi ifadelerle yapılan pazarlama, kripto piyasasının doğasıyla bağdaşmaz. Eğer bu tür söylemlerle kullanıcıdan fon toplanmışsa ve sonrasında para çekimleri durdurulmuş, iletişim kesilmiş veya platform kapanmışsa; bu durum savcılık açısından dolandırıcılık şüphesini doğurur. Özellikle reklam kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve influencer içerikleri bu noktada kritik delil haline gelir.

Bir diğer önemli senaryo, fon akışındaki olağandışı hareketlerdir. Platform kapanmadan hemen önce veya çekimler askıya alındıktan sonra, yüksek tutarlı transferlerin belirli cüzdanlara yönlendiği tespit ediliyorsa; bu durum iflas savunmasını zayıflatır. Zincir üstü veriler, savcılık dosyalarında giderek daha fazla kullanılıyor. Tx hash kayıtları, cüzdan adresleri ve zaman çizelgesi; “kasıtlı boşaltma” iddiasını destekleyebilir. Bu tür durumlarda savcılığa şikayet, sadece hak arama değil; delilin korunması açısından da önemlidir.

Şikayet konusu olabilecek bir başka senaryo, içeriden bilgi ve yetki kötüye kullanımıdır. Platform yöneticilerinin, çalışanlarının veya bağlantılı kişilerin; kullanıcı fonları risk altındayken kendi varlıklarını kurtarması, çekim yapması veya özel ayrıcalıklar kullanması ciddi bir ceza soruşturması sebebidir. Kullanıcılar çekim yapamazken, belirli hesapların işlem yapmaya devam etmesi veya fonlarını çıkarması; bilirkişi incelemesinde güçlü bir emare olarak değerlendirilir.

Ayrıca sahte iflas veya hack iddiaları da savcılık şikayeti kapsamındadır. Platform “hacklendik” diyorsa, bunun teknik raporla desteklenmesi gerekir. Bağımsız denetim raporu yoksa, güvenlik açığının nasıl oluştuğu açıklanamıyorsa ve saldırı anlatımı zincir üstü verilerle uyuşmuyorsa; savcılık bu iddiayı sorgular. Hack bahanesiyle fonların kaybolduğunun söylendiği, ancak fonların hâlâ kontrol edilen cüzdanlarda durduğu vakalar, uygulamada sıkça görülmektedir.

Son olarak, iletişimin tamamen kesilmesi ve izlerin silinmesi de önemli bir göstergedir. Resmi duyuruların kaldırılması, web sitesinin kapanması, sosyal medya hesaplarının silinmesi, destek kanallarının susturulması; çoğu zaman “kaçış” şüphesini güçlendirir. Tek başına iletişimin zayıflaması suç değildir; ancak diğer emarelerle birleştiğinde savcılık açısından anlam kazanır.

Kripto Şikayetlerinde Haklı Gerekçeler

Borsa İflasında Şikayet Yerine Önce Ne Kontrol Edilmeli?

Borsa iflası veya “faaliyet durdurma” senaryosunda savcılığa hemen koşmak bazen doğru, bazen de eksik bilgiyle atılmış bir adım olabilir. Buradaki amaç şikayeti geciktirmek değil; şikayet yapılacaksa doğru suç vasfı, doğru delil paketi ve doğru taleplerle yapılmasını sağlamaktır. Çünkü iflas dosyalarında en sık görülen problem şudur: Mağdur, “dolandırıldım” diyerek başvurur; ancak olayın ilk aşamasında henüz kasıt emareleri netleşmemiştir. Bu durumda savcılık, dosyayı hızlı aksiyona dönüştüremeyebilir. O yüzden iflas gibi görünen olaylarda, şikayet öncesi kısa ama kritik bir kontrol listesi uygulamak dosyanın kalitesini ciddi artırır.

İlk kontrol, platformun resmî duyurularının ve zaman çizelgesinin netleştirilmesidir. Para çekimleri ne zaman durdu, hangi gerekçeyle durdu, platform hangi açıklamaları yaptı ve bu açıklamalar zaman içinde değişti mi? Bu bilgiler, ileride “çelişki” analizi için önemlidir. Aynı gün farklı kanallarda farklı açıklamalar yapıldıysa, kriz yönetimi değil; manipülasyon şüphesi doğabilir. Bu yüzden duyuruları, e-posta bildirimlerini, uygulama içi mesajları ve sosyal medya paylaşımlarını tarih-saat bilgisiyle arşivlemek gerekir.

İkinci kontrol, kullanıcı hesap hareketlerinin tamamının indirilmesidir. Birçok borsa, işlem geçmişini CSV olarak indirmenize izin verir. Bu dosyalar; yatırma-çekme, al-sat, transfer ve komisyon kalemlerini içerir. Şikayet aşamasında “bende şu kadar para vardı” demek yerine, bu dosyaları ek olarak sunmak dosyayı profesyonel hale getirir. Ayrıca banka tarafında yapılan transferlerin dekontları, IBAN bilgileri, açıklama alanları ve transfer tarihleri de aynı pakete eklenmelidir. Bu aşamada yapılacak hata, sadece ekran görüntüsüyle yetinmektir. Ekran görüntüsü destekleyicidir; ancak CSV ve dekont gibi belgeler daha güçlüdür.

Üçüncü kontrol, zincir üstü transfer izlerinin tespit edilmesidir. Eğer borsadan dış cüzdana çekim yaptıysanız veya borsa size belirli bir cüzdan adresi üzerinden yatırma işlemi verdiyse, bu adres ve tx hash kayıtları mutlaka saklanmalıdır. Borsa iflasında en kritik tartışma “fonlar nerede” sorusudur. Bu soruya yaklaşmanın yolu, en azından sizin işlemlerinizin zincir üstü izini netleştirmektir. Explorer çıktıları, tx hash linkleri, tarih-saat ve ağ bilgisi; delil paketini güçlendirir.

Dördüncü kontrol, platformun “iflas” iddiasını destekleyen dış doğrulama olup olmadığıdır. Örneğin “hack” iddiası varsa, bağımsız bir güvenlik raporu paylaşıldı mı? “Likidite krizi” deniyorsa, rezerv kanıtı benzeri şeffaflık adımları var mı? Kurucu ekip kamuoyuna çıkıp net bir plan sundu mu? Bu noktada amaç platformu aklamak değil; savcılığa gittiğinizde “bu iddialar doğrulanmadı” diyebileceğiniz somut eksikleri tespit etmektir. Eğer platform şeffaf davranmıyor, sürekli erteleme yapıyor ve net veri paylaşmıyorsa, bu durum şikayet stratejisini güçlendirir.

Beşinci kontrol, kasıt emarelerinin varlığıdır. İletişim tamamen kesildi mi, sosyal hesaplar kapandı mı, site/app aniden yok oldu mu? Platform kapanmadan önce içeriden büyük transfer iddiaları var mı? Yönetici ekip ülkeyi terk ettiğine dair duyumlar var mı? Bu tür emareler varsa, şikayetin geciktirilmesi genellikle doğru değildir. Çünkü tedbir taleplerinin etkisi zamanla azalabilir. Ancak emare yoksa ve platform hâlâ iletişim kuruyorsa, kısa bir süre “veri toplama” odaklı ilerlemek daha rasyonel olabilir.

Altıncı kontrol, mağduriyetinizin “tam fotoğrafını” çıkarmaktır. Sadece bakiyeniz değil; hangi tarihte ne yatırdınız, ne kadarını çektiniz, hangi varlıklarda tuttunuz, hangi işlemleri yaptınız? Bu kronoloji, savcılık dilekçesinin omurgası olur. Kronoloji olmadan dilekçe genellikle duygusal kalır ve talep kısmı zayıflar. Oysa amaç, savcının hızlı okuduğu anda dosyanın netleşmesidir.

Kripto Borsa İflası

Savcılığa Şikayet Öncesi Delil Toplama ve Dosya Hazırlığı

Savcılık şikayet sürecinde “sonuç” çoğu zaman dilekçenin güzel yazılmasından değil, dilekçenin arkasındaki delil paketinin düzeninden çıkar. Kripto dolandırıcılığı ve borsa iflası dosyaları klasik ceza dosyalarına benzemez; çünkü delillerin önemli kısmı dijital ortamda dağınık haldedir. Banka dekontu bir yerde, borsa işlem geçmişi başka yerde, yazışmalar WhatsApp’ta, zincir üstü kayıtlar explorer’da, duyurular sosyal medyada olabilir. Savcılığın dosyayı hızlı aksiyona dönüştürmesi için sizin bu dağınık parçaları tek bir “okunabilir set” haline getirmeniz gerekir. Aksi halde savcılık, olayın ne olduğunu anlamak için sizden sürekli ek belge ister ve süreç uzar.

Delil toplama ve dosya hazırlığına başlarken en doğru yöntem, olay gününden itibaren bir “kronoloji” oluşturmaktır. Bu kronoloji bir paragraf değil, adım adım bir zaman çizelgesi olmalıdır. Hangi tarihte hangi borsaya kayıt oldunuz, hangi tarihte para yatırdınız, hangi tarihte çekim denediniz, hangi tarihte çekim durdu, hangi tarihte platform duyuru yaptı, hangi tarihte destekle yazıştınız, hangi tarihte cüzdan transferi gerçekleşti? Bu soruların her birine kısa ama net cevap veren bir kronoloji, savcının dosyaya giriş kapısıdır. Kronoloji yoksa dilekçe duygusal ve dağınık görünür; kronoloji varsa dosya profesyonel görünür.

İkinci adım, finansal belgeleri “tek klasörde” toplamaktır. Banka dekontları bu işin temelidir. Sadece para gönderdiğiniz dekont değil; mümkünse hesap ekstresi, transfer açıklamaları, alıcı hesap bilgisi ve tarih-saat bilgisi birlikte sunulmalıdır. Eğer bir ödeme kuruluşu kullanıldıysa (kart, sanal kart, ödeme köprüsü vb.), o aracı kurumdan alınabilen makbuz/raporlar da eklenmelidir. Burada kritik olan, savcılığa “para gerçekten çıktı”yı tartışmasız göstermektir. Banka dekontu ve ekstre bu noktada en güçlü belgedir.

Üçüncü adım, borsa içi kayıtları indirmektir. Çoğu platform “işlem geçmişi”ni CSV veya PDF olarak indirmenize izin verir. Yatırma-çekme geçmişi, al-sat geçmişi, komisyon ve transfer kayıtları ayrı ayrı indirilebiliyorsa hepsi alınmalıdır. Bu dosyaları indirirken yapılan en yaygın hata, sadece “bakiyeyi gösteren ekran görüntüsü” ile yetinmektir. Bakiye ekranı faydalıdır ama tek başına yeterli değildir. Savcılık açısından önemli olan, o bakiyeye nasıl gelindiği ve bakiyenin hangi işlemlerle oluştuğudur. CSV kayıtları bu yüzden kritik.

Dördüncü adım, zincir üstü delilleri hazırlamaktır. Kripto transferlerinde “tx hash” en güçlü doğrulayıcıdır. Eğer borsaya kripto gönderdiniz veya borsadan kripto çektiniz; tx hash, gönderici/alıcı cüzdan adresi, ağ bilgisi (BTC/ETH/TRON vb.), tarih-saat ve tutar bilgisiyle birlikte bir sayfada toplanmalıdır. Explorer ekran görüntüsü alınabilir ama ideal olan; hash bilgisi ve linkin yanı sıra, ekran görüntüsünde tarih-saat ve tutarın görünmesidir. Böylece savcılık veya bilirkişi, transferin varlığını objektif olarak doğrulayabilir.

Beşinci adım, iletişim ve yazışma delilleridir. Canlı destek konuşmaları, e-postalar, WhatsApp/Telegram yazışmaları, çağrı kayıtları varsa bunların ekran görüntüleri ve mümkünse dışa aktarımları alınmalıdır. Burada önemli nokta şudur: Yazışmalar “tek tek” değil, kronolojiye oturan şekilde sunulmalıdır. Bir sayfa yazışma, on sayfa rastgele ekran görüntüsünden daha değerlidir. Çünkü savcılık “ne oldu”yu hızlı anlamak ister. Yazışmalarda özellikle platformun verdiği cevaplar, erteleme söylemleri, çekim engeli açıklamaları, “güvenlik incelemesi” gibi ifadeler ve çelişkiler öne çıkarılmalıdır.

Altıncı adım, platform duyurularının arşivlenmesidir. Uygulama içi duyuru, web sitesi banner’ı, sosyal medya açıklamaları, resmi blog yazıları; hepsi tarih-saat bilgisiyle saklanmalıdır. Bu duyurular zamanla silinebilir veya değiştirilebilir. Siz arşivlemezseniz, ileride “o gün öyle demişlerdi” iddianızı kanıtlamak zorlaşır. Bu yüzden duyuruların ekran görüntüsü, linki ve mümkünse arşiv kaydı birlikte tutulmalıdır.

Yedinci adım, delil klasörü mimarisidir. Savcılık dosyası bir “tek klasör” mantığıyla hazırlanırsa etkisi artar. Örneğin şu yapı pratik çalışır: 01_Kronoloji, 02_Banka, 03_BorsaKayitlari, 04_ZincirUstu, 05_Yazismalar, 06_Duyurular, 07_Ekler. Her klasördeki dosyalar da tarih sırasıyla isimlendirilmelidir. Böyle bir düzen, savcının dosyayı hızlı okumasını sağlar. Ayrıca dilekçede “Ek-3 CSV işlem dökümü” gibi referans vermek kolaylaşır.

İşlem Geçmişi Banka Dekontları ve Borsa Kayıtları Nasıl Toplanır?

Savcılık dosyalarında en çok eksik kalan bölüm, finansal izlerin eksiksiz ve tutarlı şekilde sunulamamasıdır. Oysa kripto dolandırıcılığı ve borsa iflası iddialarında soruşturmanın bel kemiğini; banka dekontları ile borsa içi işlem kayıtlarının birbiriyle örtüşmesi oluşturur. Savcı, “para gerçekten çıktı mı, nereye gitti ve hangi işlemle kayboldu” sorularına hızlı cevap görmek ister. Bu nedenle belge toplama süreci rastgele değil, sistematik yürütülmelidir.

İlk adım banka tarafıdır. Para yatırma işlemi bir banka hesabından yapıldıysa, sadece tek bir dekont değil; ilgili döneme ait hesap ekstresi de alınmalıdır. Çünkü tek dekont, “o gün para çıktı”yı gösterir; hesap ekstresi ise para hareketinin sürekliliğini ve toplam etkiyi ortaya koyar. Ekstre üzerinde tarih, saat, tutar, alıcı bilgisi ve açıklama alanı net görünmelidir. Açıklama kısmında borsa adı, referans kodu veya ödeme sağlayıcı bilgisi varsa, bu savcılık açısından büyük avantajdır. Eğer kartla veya ödeme kuruluşu üzerinden işlem yapıldıysa, ilgili platformdan alınabilen işlem raporları ve makbuzlar da mutlaka eklenmelidir.

İkinci adım borsa içi kayıtların indirilmesidir. Çoğu kripto platformu, kullanıcıya yatırma-çekme geçmişi, al-sat işlemleri, transferler ve komisyonlar için ayrı raporlar sunar. Bu raporlar genellikle CSV formatındadır ve savcılık açısından ekran görüntüsünden çok daha değerlidir. CSV dosyaları, bilirkişi incelemesine doğrudan girdi olabilir. Bu yüzden raporları indirirken mümkün olan en geniş tarih aralığını seçmek gerekir. “Sadece son ay” yerine, hesabın açıldığı tarihten çekimlerin durduğu tarihe kadar olan tüm kayıtlar tercih edilmelidir.

Kripto Şikayetleri

Üçüncü adım, banka ile borsa kayıtlarının eşleştirilmesidir. Örneğin 15 Mart’ta bankadan 100.000 TL gönderilmişse, borsa kayıtlarında aynı tarihte veya kısa süre sonra bu tutarın yatırma olarak görünüp görünmediği kontrol edilmelidir. Tarih farkı, kur farkı veya komisyon nedeniyle küçük sapmalar olabilir; ancak ana tutar eşleşmesi savcılık dosyasını güçlendirir. Bu eşleştirmeyi yapmak sizin göreviniz değildir; fakat dosyayı hazırlarken “bu dekont – bu borsa kaydı” ilişkisini gösterebilirseniz, savcı ve bilirkişi işi çok daha hızlı kavrar.

Dördüncü adım, eksik veya erişilemeyen kayıtlar için not düşmektir. Bazı platformlar iflas veya kapanma sonrası kullanıcıya rapor indirme imkânı vermez. 

Savcılık Şoruşturmasında Dosyanın Hangi Aşamalardan Geçtiği

Savcılığa yapılan şikâyet sonrasında dosya, belirli bir prosedür çerçevesinde ilerler ve bu sürecin nasıl işlediğini bilmek mağdurlar açısından oldukça önemlidir. Başvurunun ardından savcılık öncelikle olayın suç niteliği taşıyıp taşımadığını değerlendirir. Bu aşamada dilekçede yer alan anlatımın açık, belgelerin düzenli ve kronolojik olması dosyanın ciddiyetle ele alınmasını doğrudan etkiler.

İlk inceleme aşamasını geçen dosyalarda savcılık genellikle bilişim ve finans uzmanlarından bilirkişi raporu talep eder. Bu raporlarda fon akışları, kripto transferlerinin yönü, platform içi hareketler ve banka kayıtları birlikte değerlendirilir. Özellikle kullanıcı fonlarının şirket hesapları dışına çıkarılması veya kişisel cüzdanlara yönlendirilmesi gibi hususlar, soruşturmanın seyrini hızlandıran unsurlar arasında yer alır.

Bilirkişi raporu sonrasında savcılık, şüpheli veya şüpheliler hakkında ifade alma, yakalama veya adli kontrol gibi koruma tedbirlerini gündeme getirebilir. Dosya yeterli delil yoğunluğuna ulaştığında ise iddianame düzenlenmesi aşamasına geçilir. Bu süreçte mağdurların dosyayı düzenli takip etmesi ve savcılığın talep edebileceği ek belgeleri gecikmeden sunması büyük önem taşır.

Kripto Varlık Savcılık Şikayeti

Ceza Dosyasının Bankalar ve Kripto Borsaları Üzerindeki Etkisi

Kripto para dolandırıcılığı veya borsa iflası iddialarıyla açılan savcılık soruşturmaları, yalnızca şüpheliler açısından değil; bankalar ve kripto borsaları açısından da ciddi sonuçlar doğurur. Soruşturma kapsamında savcılık, ilgili banka hesapları ve kripto cüzdanlar hakkında bilgi ve belge talebinde bulunabilir. Bu talepler, bankalar için bağlayıcıdır ve gecikmeksizin yerine getirilmek zorundadır.

Özellikle şüpheli işlem bildirimleri, MASAK raporları ve banka içi risk değerlendirmeleri ceza dosyasına eklenir. Bu noktadan sonra bazı banka hesaplarına geçici bloke, kripto varlıklara ise transfer kısıtı uygulanması mümkündür. Bu durum, soruşturmanın sadece bireysel değil sistemsel bir boyut kazandığını gösterir.

Kripto borsaları açısından bakıldığında ise savcılık talepleri, kullanıcı hesap hareketlerinin paylaşılması, API kayıtları ve IP loglarının teslimi şeklinde olur. Bu kayıtlar, platformun gerçekten iflas mı yaşadığı yoksa kullanıcıları yanıltarak fon topladığı mı sorusuna cevap verilmesini sağlar. Dolayısıyla ceza dosyası, çoğu zaman bankalar ve borsalar üzerinde ciddi bir denetim etkisi yaratır.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

MASAK Blokesinin Kaldırılması Ne Kadar Sürer?

Süre; borsanın uyum biriminin inceleme yoğunluğuna, talep edilen belgelerin eksiksiz sunulmasına ve işlemlerin karmaşıklığına göre değişir. Eksiksiz delil paketiyle başvurulan dosyalar genelde daha hızlı ilerler.

Bloke Varken Param Tamamen Kaybolur Mu?

Bloke, çoğu zaman erişim ve işlem kısıtı anlamına gelir; varlıkların “yok olması” demek değildir. Ancak gecikme, fon akışı ve delil tespiti açısından risk doğurabileceği için süreç hızlı yönetilmelidir.

Yurt Dışı Borsada İşlem Yapmak Tek Başına Suç Mu?

Tek başına yurt dışı borsada kendi adına işlem yapmak otomatik olarak suç sayılmaz. Risk, faaliyetin Türkiye’ye yönelik hizmet sağlayıcılık niteliği kazanması ve sistematik kullanıcı hedeflemesine dönüşmesiyle artar.

Savcılığa Şikayet Etmek Paranın Geri Geleceği Anlamına Gelir mi?

Ceza soruşturması, paranın iadesini otomatik garanti etmez. Ancak doğru delil ve tedbir talepleriyle, geri alma ihtimalini artırabilecek bir zemin oluşturabilir.

Şikayette Hangi Deliller En Etkili Olur?

Banka dekontları ve hesap ekstresi, borsa işlem geçmişi CSV kayıtları, tx hash ve explorer çıktıları, destek yazışmaları ve platform duyuruları en güçlü deliller arasında yer alır. Delillerin kronolojik ve düzenli sunulması dosyayı ciddi şekilde güçlendirir.

Borsa Kapanırsa Önce Ne Yapılmalı?

Önce işlem geçmişi ve yatırma-çekme kayıtları indirilmeli, banka dekontları toplanmalı ve varsa tx hash bilgileri arşivlenmelidir. Ardından duyuru ve yazışmalar kayıt altına alınarak kronoloji oluşturulmalıdır.

Ekran Görüntüsü Delil Olarak Yeterli Mi?

Ekran görüntüsü destekleyici delildir ama tek başına genellikle yeterli olmaz. CSV raporları, dekontlar, tx hash ve resmi yazışmalarla birlikte sunulması daha güçlü bir dosya oluşturur.

Tx Hash Nedir Ve Neden Önemli?

Tx hash, kripto transferinin zincir üstü kimliğidir ve bağımsız şekilde doğrulanabilir. Savcılık ve bilirkişi incelemesinde transferin gerçekliğini ve yönünü göstermede kritik rol oynar.

Aynı Olayda Çok Mağdur Varsa Toplu Başvuru Yapılır Mı?

Benzer mağduriyetlerde birden çok kişi şikayette bulunabilir ve dosyalar birleştirilebilir. Ancak her mağdurun kendi zararını dekont, işlem geçmişi ve transfer kayıtlarıyla ayrı ayrı belgelemesi gerekir.

MASAK İncelemesi Hangi Durumlarda Devreye Girer?

Kaynağı belirsiz fonlar, kısa sürede yüksek hacimli giriş-çıkış, üçüncü kişi P2P transferleri, dağınık transferler ve oturum/VPN uyumsuzlukları gibi risk göstergelerinde MASAK değerlendirmesi gündeme gelebilir.

Hesaba Bloke Gelince Borsaya Ne Yazılmalı?

Sakin ve net bir dille, olayın özeti, fon kaynağı açıklaması ve istenen belgelerin listesiyle birlikte uyum birimine başvurulmalıdır. Eksiksiz belge paketi ve kronoloji sunmak incelemeyi hızlandırır.

Banka Dekontunda Açıklama Yoksa Sorun Olur Mu?

Tek başına açıklama yokluğu süreci bitirmez ancak iz sürmeyi zorlaştırabilir. Bu durumda hesap ekstresi, borsa yatırma kaydı, referans numarası ve mümkünse banka yazışmasıyla eşleştirme yapılmalıdır.

Delil Toplarken Hangi Hatalar Süreci Zayıflatır?

Panikle içerik silmek, yazışmaları kopuk sunmak, tarih-saat bilgisi görünmeyen ekran görüntüleri almak ve tek bir platforma dayalı eksik dosya hazırlamak süreci zayıflatır. Düzenli klasörleme ve kronoloji her zaman avantaj sağlar.

Şikayet Sonrası Ne Olur?

Savcılık ön inceleme yapar, gerekli görürse bilirkişi raporu talep eder ve banka/borsa kayıtlarını celp edebilir. Dosyanın delil yoğunluğuna göre şüphelilerin ifadesi ve tedbir talepleri gündeme gelebilir.

Profesyonel Destek Ne Zaman Gerekli Olur?

Yüksek tutarlı kayıplar, yurt dışı bağlantılar, fon akışının çok parçalı olması, platformun kaybolması veya güçlü dolandırıcılık emareleri varsa profesyonel değerlendirme süreci hızlandırabilir ve hataları azaltabilir.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir