Makale İçeriği
ToggleKripto borsalarında hesabınıza giriş yaptığınızda “MASAK nedeniyle blokeli” benzeri bir uyarı görmek, çoğu kişi için aniden gelen bir kriz hissi yaratır. Çünkü bloke; yalnızca “para çekemiyorum” problemi değildir, aynı zamanda kullanıcıya “şüpheli işlem mi yaptım?” kaygısını da yükler. Oysa MASAK blokesi, her zaman kullanıcıyı suçlu ilan eden bir karar gibi düşünülmemelidir. Kripto varlık piyasasında borsalar, mevzuat gereği “yükümlü” olarak kabul edilir ve şüpheli görünen işlem örüntülerinde hesabı geçici olarak kısıtlayabilir. Bu kısıtlama bazen MASAK kaynaklı bir inceleme sürecinin parçası olarak uygulanır, bazen de borsanın kendi uyum (compliance) politikaları gereği “risk yönetimi” amacıyla devreye girer. Hesap hareketleri sınırlandırılır ve kullanıcıdan belirli açıklamalar ile belgeler talep edilir.
MASAK Blokesi Nedir Kripto Borsalarında Nasıl Uygulanır
MASAK blokesi kavramı, pratikte iki farklı sürecin birbirine karışması nedeniyle kafa karıştırır. Kullanıcı tarafında tek bir sonuç görünür: “hesap kısıtlandı, çekim durdu, bazen al-sat bile yapılamıyor.” Ancak perde arkasında ya MASAK’ın finansal suçlarla mücadele kapsamında devreye giren denetim ve bildirim mekanizmaları vardır ya da borsanın kendi uyum politikaları gereği riskli gördüğü hesapları geçici olarak kısıtlaması söz konusudur. Her iki durumda da amaç, şüpheli işlem ihtimalini yönetmek, para hareketlerinin kaynağını ve amacını netleştirmek ve olası hukuki risklerin önüne geçmektir. Kripto ekosisteminde transferler hızlı ve sınır ötesi olduğu için, “şüpheli işlem” kavramı geleneksel bankacılığa kıyasla daha fazla tetiklenir.
MASAK’ın varlık nedeni, suç gelirlerinin aklanması ve terörün finansmanı gibi riskleri azaltmaktır. Bu çerçevede bankalar, ödeme kuruluşları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları (borsalar gibi) belirli yükümlülüklere tabidir. Borsalar, kimlik doğrulama (KYC) ve işlem izleme (AML) süreçlerini yürütür; olağandışı veya riskli görünen işlemleri analiz eder; gerektiğinde kullanıcıdan açıklama ve belge ister; bazı durumlarda şüpheli işlem bildirimi yapar. İşte “MASAK blokesi” diye anılan şey, çoğu zaman bu uyum zincirinin bir parçası olarak karşımıza çıkar. Kullanıcı açısından bu süreç genellikle bir “uyarı mesajı” ile başlar: çekim kısıtlanmıştır, hesabınız incelemededir, belge gönderiniz, kaynak doğrulaması yapınız gibi.
Kripto borsalarında bloke, farklı seviyelerde uygulanabilir. En sık görülen uygulama para çekme işlemlerinin durdurulmasıdır; çünkü çekim, fonların sistem dışına çıkması anlamına gelir ve uyum ekipleri bu aşamada daha sıkı kontrol yapmak ister. Bazı durumlarda sadece belirli varlıklar veya belirli ağlar kısıtlanır. Daha ileri senaryoda alım-satım da sınırlandırılabilir; hatta hesap tamamen dondurulup yalnızca destek ekibiyle iletişim kanalı açık bırakılabilir. “Kısmi bloke” ile “tam bloke” ayrımı bu yüzden önemlidir: Kısmi blokede genellikle bilgi/belge tamamlanınca süreç daha hızlı toparlanır; tam blokede ise genellikle risk skoru daha yüksektir veya çelişkili veri tespit edilmiştir.
Bu noktada kritik ayrım şudur: İnceleme her zaman “suç isnadı” değildir. Uyum birimleri çoğu zaman rutin risk taraması yapar ve finansal davranış kalıplarını inceler. Mesela yeni açılmış bir hesapta kısa sürede yüksek tutarlı transfer yapılması, farklı kişilerden sık para girişi, birden fazla bankadan dağınık transfer, P2P işlemlerinin yoğunluğu, hesap lokasyonu ile işlem davranışının uyumsuzluğu gibi sinyaller, otomatik sistemlerde alarm üretebilir. Bu alarm, borsanın uyum ekibine düşer ve hesap “incelemeye” alınır. Burada kullanıcı için en sağlıklı yaklaşım; “beni haksız yere engellediler” tepkisiyle rastgele mesajlar atmak değil, kaynak ve işlem mantığını sakin bir kronolojiyle açıklayabilecek şekilde hazırlanmak olmalıdır.
Borsaların bloke uygulamasındaki bir diğer önemli konu da zaman ve dosya yönetimidir. Uyum ekipleri genellikle standart bir belge seti ister; ancak asıl değerlendirme, sizin dosyanızın “tek parça bir hikâye” anlatıp anlatmadığıyla ilgilidir. Örneğin bankadan borsaya gelen para, o paranın kaynağı, kriptoda yapılan işlemlerin amacı ve varsa borsadan bankaya dönüşler birbiriyle uyumlu görünüyorsa, süreç kolaylaşır. Buna karşılık, “para geldi ama kaynağını ispatlayamıyorum” veya “bu para benim değil, arkadaşım gönderdi” gibi açıklamalar; borsanın risk algısını büyütür ve bloke kalkma süresini uzatabilir.
MASAK Blokesi Neden Konur En Yaygın Sebepler ve Risk Kriterleri
MASAK blokesiyle karşılaşan kullanıcıların en çok sorduğu soru “Ben ne yaptım da hesabım bloke oldu?” olur. Bu sorunun tek bir cevabı yok; çünkü kripto borsalarında risk değerlendirmesi çoğu zaman “tek bir işlem” üzerinden değil, işlemlerin bütününden oluşan bir örüntü üzerinden yapılır. Yani bazen masum görünen bir hareket, başka bir hareketle birleşince sistem tarafından riskli kabul edilebilir. Buradaki temel mantık şudur: Uyum ekipleri, paranın kaynağını, transferin amacını ve hareketlerin tutarlılığını görmek ister. Kaynak belirsizliği, üçüncü kişilerle iç içe geçen para akışı veya hızlı hacim artışı gibi sinyaller; borsalarda otomatik izleme sistemlerinin alarm üretmesine yol açar. Alarm oluştuğunda da hesap, inceleme bitene kadar kısıtlanabilir.
En yaygın sebeplerin başında “para girişinin kaynağının net olmaması” gelir. Bankadan borsaya tek seferde yüksek tutarlı bir transfer yapmak, tek başına suç değildir; ancak bu tutarın gelirinizle ve geçmiş finansal davranışınızla uyumu sorgulanabilir. Örneğin daha önce küçük tutarlarla işlem yapan bir hesapta bir anda çok yüksek bir giriş olursa, sistem “kaynak doğrulaması” isteyebilir. Benzer şekilde kısa süre içinde farklı bankalardan, farklı isimlerden veya üçüncü kişilerden gelen transferler de riskli kabul edilir. Çünkü suç gelirlerinin aklanması senaryolarında, para sıklıkla “parçalı, dağınık ve iz sürmeyi zorlaştıracak şekilde” dolaştırılır. Borsa tarafı da bu örüntüleri görmeye programlıdır.
İkinci büyük neden, P2P işlemlerinde karşı taraf riskidir. P2P (eşler arası) alım-satım, kullanıcıya hız ve esneklik sağlar; fakat yanlış karşı tarafla işlem yapıldığında hesabınız istemeden bir soruşturma zincirinin içine çekilebilir. Örneğin karşı tarafın hesabı dolandırıcılığa karışmışsa ya da çalıntı/başkasına ait banka hesabı kullanıyorsa, sizin hesabınız da “risk teması” nedeniyle incelemeye alınabilir. Bu yüzden P2P’de işlem geçmişi, açıklama alanları, karşı taraf profili, sohbet kayıtları ve ödeme dekontları çok kritik hale gelir. Uyum birimleri P2P işlemlerinde özellikle “ödeme gönderen kişi ile borsa hesabı sahibi aynı mı?” sorusuna odaklanır. Üçüncü kişi gönderimi varsa risk büyür.
Üçüncü kategori, “anormal işlem hacmi ve davranış” kriterleridir. Kısa sürede çok sayıda al-sat yapmak her zaman sorun değildir; ancak bu hareketler yoğun transferlerle birleştiğinde (örneğin hızlı gir-çık, farklı ağlara sürekli transfer, peş peşe cüzdan değişimleri), sistem bunu “katmanlama” (layering) ihtimali olarak algılayabilir. Layering, aklama süreçlerinde sık görülen bir yöntemdir: Para farklı hesaplar ve farklı varlıklar arasında dolaştırılarak iz kaybettirilir. Siz sadece aktif trader olsanız bile; işlem davranışınız bu kalıba benziyorsa, uyum ekibi belge ve açıklama isteyebilir. Burada önemli olan, işlemlerin mantığını ve kaynağını kanıtla destekleyebilmektir.
Dördüncü neden, “kimlik ve hesap güvenliği uyumsuzlukları”dır. Hesaba farklı cihazlardan, farklı ülkelerden veya sık VPN değişimiyle giriş yapılması; özellikle para çekme aşamasında alarm üretir. Çünkü hesap ele geçirilmesi (account takeover) ihtimali hem borsa hem kullanıcı için yüksek risktir. Ayrıca kimlik doğrulama bilgileri ile işlem davranışı arasında tutarsızlıklar da (örneğin KYC’de beyan edilen meslek/gelir düzeyi ile işlem hacmi uyumsuzluğu) incelemeyi tetikleyebilir. Borsalar, regülasyon ve risk yönetimi gereği bu tür uyumsuzluklarda daha ihtiyatlı davranır.
Beşinci kategori, “açıklamasız veya yanlış açıklamalı banka transferleri”dir. Banka kanalıyla borsaya gönderilen transferlerde açıklama kısmının boş bırakılması, rastgele yazılması veya işlemle ilgisiz ifadeler kullanılması; bankada farklı, borsada farklı bir resim oluşturabilir. Uyum birimleri inceleme yaparken banka dekontlarını ve borsa hareketlerini eşleştirmeye çalışır. Açıklama alanı, özellikle üçüncü kişi gönderimi şüphesi olan işlemlerde belirleyici hale gelebilir. Bu yüzden transfer açıklamalarında standart bir dil ve tutarlılık, ileride yaşayabileceğiniz blokeleri azaltır.
Son olarak, dolandırıcılık bağlantılı riskler de ciddi bir başlıktır. Kullanıcı bazen tamamen iyi niyetli şekilde bir transfer alır, ardından kriptoya çevirip başka yere gönderir; fakat bu para aslında bir dolandırıcılık olayının parçasıdır. Bu durumda mağdur kişi bankaya itiraz eder, süreç farklı kurumlara yansır ve sizin hesabınız “para akışında temas eden hesap” olarak incelenebilir. Böyle bir senaryoda paniğe kapılıp yeni transferler yapmak, başka hesaplar açmak veya “ben bilmiyordum” demek yerine; kronolojiyi ve iyi niyeti ispatlayacak belgeleri toparlamak gerekir. Çünkü uyum süreçlerinde “bilmiyordum” cümlesi tek başına yeterli değildir; önemli olan, olayın akışını ve sizin rolünüzü verilerle ortaya koymaktır.
İlk 24 Saatte Yapılması Gerekenler Hatalı Adımlar Nelerdir
MASAK blokesi gördüğünüz an, aslında sürecin en kritik kısmı ilk 24 saattir. Çünkü bu süre içinde atacağınız adımlar iki şeyi belirler: Birincisi, uyum biriminin sizden isteyeceği “kanıt ve açıklama” dosyasını ne kadar güçlü kuracağınız; ikincisi ise istemeden riskinizi artırıp artırmayacağınız. Birçok kullanıcı paniğe kapılıp “hemen başka hesaba aktarayım” veya “yeni borsa hesabı açayım” gibi reflekslerle hareket eder. Oysa bu tür aceleci hamleler, hem borsa tarafında hem de olası incelemelerde “kaçınma davranışı” olarak yorumlanabilir. Bu yüzden ilk günün hedefi hız değil, kontrol ve düzen olmalıdır.
İlk adım, borsadan gelen bildirimleri ve kısıtlamanın detayını belgelemektir. Uygulamadaki uyarı metnini, e-posta/uyarı ekranlarını, para çekme denemesi yaptıysanız hata mesajlarını ve tarih-saat bilgilerini ekran görüntüsüyle saklayın. Bu basit adım, ileride “ne zaman kısıtlandı, ne zaman belge istendi, neye dayanarak işlem yapıldı” sorularında elinizi güçlendirir. Ardından işlem geçmişinizi indirin. Birçok borsada spot işlem geçmişi, para yatırma-çekme geçmişi ve hesap hareketleri CSV olarak indirilebilir. Bu dosyaları mutlaka ayrı klasörlerde saklayın ve mümkünse bir yedek alın. Çünkü süreç uzadığında “işlem geçmişi erişimi” her zaman aynı kolaylıkta olmayabilir.
İkinci adım, yeni para hareketlerini durdurmaktır. Bu özellikle önemlidir: Hesabınız incelemedeyken üçüncü kişilerden transfer almak, P2P ile yeni işlemler yapmak veya farklı ağlara hızlı transfer denemek, uyum ekibinin işini zorlaştırır ve risk skorunuzu artırabilir. Eğer hesabınızda serbest olan bir işlem türü hâlâ açıksa bile (örneğin al-sat yapılabiliyor ama çekim kapalı), yeni işlem açmadan önce sürecin nereye gittiğini anlamak gerekir. Çünkü çoğu zaman uyum ekibi “dosya kapanmadan” yapılan yeni işlemleri de incelemeye dahil eder ve bu, inceleme süresini uzatır.
Üçüncü adım, para kaynağı ve işlem amacıyla ilgili belgeleri toparlamaya başlamaktır. Bu noktada “benden ne isteyecekler” diye beklemek yerine, en muhtemel belge paketini proaktif şekilde hazırlamak akıllıcadır. Banka dekontları, hesap dökümleri, gelir belgeleri, şirket evrakları, satış sözleşmeleri, fatura/irsaliye gibi kaynak belgeleri; sizin durumunuza göre değişir. Ama ortak mantık şudur: Bankadan borsaya gelen para nereden geldi, bu para size mi ait, bu para hangi işlem amacıyla borsaya girdi, kripto işlemleri bu amaçla tutarlı mı? Bu soruların her birine “tek başına cümle” ile değil, “belge + kısa açıklama” ile cevap vermeyi hedefleyin.
Dördüncü adım, borsanın destek/uyum kanalıyla doğru tonda iletişim kurmaktır. Burada en sık yapılan hata, duygusal ve dağınık mesajlar atmaktır. “Paramı vermiyorsunuz, dava açarım, dolandırıcısınız” gibi mesajlar, uyum ekibini hızlandırmaz; çoğu zaman tam tersine süreci resmîleştirip yavaşlatır. Doğru yaklaşım; kısıtlamanın türünü soran, istenen belgeleri netleştiren ve dosyayı düzenli teslim etmeyi teklif eden kısa bir mesajla başlamaktır. Mesajınızda tek bir amaç olmalı: “Hangi belgeleri hangi formatta iletmeliyim ve inceleme süreci nasıl ilerliyor?” Bu sayede hem profesyonel bir izlenim bırakırsınız, hem de gereksiz tartışmalara girmeden bilgi toplarsınız.
Beşinci adım, çelişkili beyan riskini sıfırlamaktır. Uyum süreçlerinde en tehlikeli şey, aynı olay için farklı açıklamalar sunmaktır. Örneğin ilk mesajda “bu para arkadaşımın” deyip sonra “aslında benim” demek; ya da “yatırım amaçlı” deyip sonra “ticari ödeme” demek incelemeyi kilitleyebilir. Eğer bazı detaylardan emin değilseniz, kesin konuşmak yerine “belgeleri hazırlayıp net kronolojiyle paylaşacağım” yaklaşımı daha güvenlidir. Aynı şekilde, Telegram/WhatsApp gruplarından bulduğunuz hazır metinleri kopyala-yapıştır kullanmak da risklidir; çünkü uyum ekipleri benzer kalıp mesajları çok sık görür ve bu mesajlar çoğu zaman kişisel durumunuza uymadığı için çelişki üretir.
Altıncı adım, hesap güvenliğini güçlendirmektir. Bazı blokeler, hesap ele geçirilmesi şüphesi nedeniyle de tetiklenebilir. İlk 24 saatte şifre değişimi, 2FA kontrolü, oturumların kapatılması, bilinmeyen cihazların kaldırılması gibi adımlar; hem güvenliğinizi artırır hem de uyum ekibine “hesap sahibi kontrolü bende” mesajı verir. Eğer e-posta hesabınızda güvenlik zafiyeti varsa, borsa hesabınızı düzeltmek tek başına yetmez; e-postanız üzerinden tekrar erişim kaybı yaşayabilirsiniz. Bu yüzden güvenlik zincirini bütün olarak ele alın.
Peki kesinlikle kaçınmanız gereken hatalar neler? Birincisi, yeni borsa hesapları açıp aynı fonları dolaştırmak. İkincisi, blokeyi “atlatmak” için eş-dost hesabı üzerinden para çekme denemeleri yapmak. Üçüncüsü, P2P ile hızlı şekilde “nakde dönme” çabası. Dördüncüsü, bankaya veya borsaya yanlış/eksik bilgi vermek. Beşincisi, belgeleri rastgele ve dağınık göndermek. Bu hataların ortak sonucu şudur: İnceleme genişler, süreç uzar ve hesabın tamamen kapanması gibi daha ağır sonuçlar doğabilir.
Doğru yapılan ilk 24 saat yönetimi, çoğu zaman blokeyi kaldırmanın yarısını çözer. Çünkü uyum ekibi için en önemli şey; dosyanın hızlı okunabilir olması ve paranın kaynağıyla işlem örüntüsünün açıklanabilmesidir. Bir sonraki bölümde, borsa uyum birimiyle bloke kaldırma sürecini “adım adım” ve pratik formatta anlatacağız: Hangi belgeler hazırlanır, açıklama metni nasıl kurulur, hangi sırayla gönderilir ve süreç nasıl takip edilir.
Borsa Uyum Birimiyle Bloke Kaldırma Süreci Adım Adım
MASAK blokesi ya da uyum incelemesi nedeniyle hesabınız kısıtlandığında, sürecin merkezinde borsanın “uyum birimi” yer alır. Kullanıcıların büyük kısmı burayı “destek ekibi” ile aynı zanneder; oysa uyum birimi genellikle daha farklı çalışır. Destek ekibi teknik sorunları çözerken, uyum birimi sizin hesabınızın finansal davranışını değerlendirir ve mevzuat ile iç politika açısından risk analizi yapar. Bu yüzden bloke kaldırma sürecinde hedef; “destekten rica etmek” değil, uyum ekibinin karar vermesini kolaylaştıracak düzenli bir dosya sunmaktır. İyi haber şu: Dosyanız tutarlıysa ve kaynak belgelemesi yeterliyse, blokelerin önemli bir kısmı bu aşamada kalkar.
Süreç genellikle şu sırayla ilerler. İlk olarak borsa size bir bildirim verir: “Hesabınız incelemeye alınmıştır” veya “Para çekme işlemleriniz kısıtlanmıştır” gibi. Ardından uyum birimi sizden belirli belgeler ister. Bu talep bazen uygulama içi mesajla, bazen e-posta ile, bazen de destek bileti üzerinden gelir. Burada yapılacak ilk doğru hamle, talebi netleştirmektir: Hangi belgeler isteniyor, hangi formatta isteniyor, hangi zaman aralığını kapsaması gerekiyor, iletim kanalı nedir? Bu soruları netleştirmeden rastgele dosya göndermek, hem eksik evrak riskini doğurur hem de tekrar tekrar belge istenmesine yol açarak süreci uzatır.
İkinci adım, “tek dosya mantığı” ile çalışmaktır. Uyum ekipleri onlarca dosya, yüzlerce mesaj ve farklı kullanıcı vakası arasında karar verir. Siz dosyanızı kolay okunur hale getirirseniz, inceleme süresi kısalır. En pratik yaklaşım şudur: 1 sayfalık kısa bir açıklama metni hazırlayın ve ekleri numaralandırın. Örneğin “Ek-1 Banka hesap dökümü”, “Ek-2 Maaş bordrosu/gelir belgesi”, “Ek-3 Borsaya transfer dekontları”, “Ek-4 P2P işlem kayıtları”, “Ek-5 Blockchain transfer ekran görüntüleri” gibi. Bu sayede uyum ekibi “neye bakacağını” hızlıca görür. Ayrıca açıklama metninizde kronoloji kurmanız gerekir: Para hangi tarihte nereden geldi, hangi tarihte borsaya gitti, borsada ne işlem yapıldı, çekim/transfer denendi mi, amaç neydi? Kronoloji, dosyanın omurgasıdır.
Üçüncü adım, kaynak belgelemesidir. Burada genel kural: Banka hareketleri ve kripto hareketleri birbirini doğrulamalı. Borsaya giren TL/fiat transferi için banka dekontu; bu paranın kaynağı için gelir belgesi veya kaynak belgeleri; borsadaki işlemler için işlem geçmişi; borsadan çıkan kripto transferleri için tx kaydı gibi. Eğer para birden fazla parçayla geldiyse (örneğin farklı tarihlerde, farklı tutarlar), bunu tablo şeklinde özetleyin: tarih, tutar, gönderen hesap, açıklama, dekont numarası. Bu tabloyu oluşturmak bile dosyanızı “profesyonel” seviyeye taşır. Çünkü uyum birimi, parçalı transferleri tek tek eşleştirmek zorunda kalmaz.
Dördüncü adım, P2P işlemleri varsa özel dikkat göstermektir. P2P’de en çok aranan şey “ödeme yapan kişi ile borsa hesabı sahibinin aynı olması”dır. Üçüncü kişi gönderimi şüphesi, blokeyi uzatan en büyük faktörlerden biridir. Eğer P2P yaptınızsa; karşı taraf profili, işlem ID’si, sohbet kayıtları (kişisel veri hassasiyetini koruyarak), banka dekontu ve borsadaki P2P kanıtlarını bir araya getirin. Uyum ekibi çoğu zaman “işlem meşru mu” sorusundan önce “karşı taraf kim, ödeme nereden geldi” sorusunu sorar. Bu yüzden bu kısmı zayıf bırakmayın.
Beşinci adım, iletişim ve takip stratejisidir. Belgeleri gönderdikten sonra aynı gün içinde onlarca kez mesaj atmak genellikle ters teper. En doğrusu; belgelendirme tesliminden sonra makul bir bekleme süresi bırakmak ve ardından nazik bir takip mesajı ile durum sormaktır. Takip mesajınız, yeni bir tartışma başlatmamalı; yalnızca “dosya teslim edildi, inceleme durumunu ve eksik varsa bildirmenizi rica ederim” çizgisinde kalmalıdır. Ayrıca her mesajda referans numarası, ticket ID veya hesap e-postası gibi tanımlayıcı bilgileri kullanmak, dosyanın karışmasını engeller.
Altıncı adım, kısmi çözümleri doğru yönetmektir. Bazı borsalar, tam bloke kalkmadan önce “kısmi açılma” yapabilir: al-sat açılır ama çekim kapalı kalır, ya da belirli limitlerle çekim açılır. Bu noktada en büyük hata, kısmi açılmayı fırsat görüp yeniden yoğun işlem yapmaktır. Çünkü dosya kapanmadan yapılan yeni ve yoğun hareketler incelemeyi tekrar tetikleyebilir. Kısmi açılma olduysa, uyum birimine “dosyayı kapatma” hedefiyle aynı disiplinle devam edin.
Kaynak Belgeleme Paketini Hazırlama
MASAK blokesi kaldırma sürecinde en belirleyici unsur “kaynak belgeleme”dir. Çünkü uyum ekipleri için mesele çoğu zaman kripto alıp satmanız değil, borsaya giren paranın nereden geldiğinin ve kriptoya dönüştükten sonra nasıl hareket ettiğinin izah edilebilir olmasıdır. Bir başka ifadeyle, siz bir “dosya” sunarsınız; bu dosya, paranın kaynağını ve akışını tek bir hikâye gibi anlatır. Hikâye ne kadar tutarlı ve kanıtlıysa, bloke kalkma ihtimali o kadar yükselir. Bu nedenle kaynak belgeleme paketini “evrak yığını” gibi değil, karar vericinin hızlıca anlayacağı bir düzenle hazırlamak gerekir.
İşe en baştan başlayın ve iki uçtan ilerleyin. Birinci uç banka tarafıdır. Borsaya para yatırdıysanız, o yatırma işleminin banka dekontu vardır. Birden fazla yatırma yaptıysanız hepsini çıkarın. İkinci uç borsa tarafıdır. Borsa üzerinde para yatırma kayıtları, spot işlem geçmişi, çekim/transfer geçmişi ve varsa P2P kayıtları bulunur. Şimdi bu iki ucu birbirine bağlamanız gerekiyor: Bankadan çıkan tutar, borsaya giren tutarla ve tarihle eşleşmeli. Bazen gün farkı olabilir, bazen işlem “beklemede” kalmış olabilir; ama genel çizgi tutarlı olmalıdır. Uyum ekipleri, özellikle “banka → borsa” bağlantısının kopuk olduğu dosyalarda daha fazla soru sorar.
MASAK blokesi kaldırma sürecinde en belirleyici unsur “kaynak belgeleme”dir. Çünkü uyum ekipleri için mesele çoğu zaman kripto alıp satmanız değil, borsaya giren paranın nereden geldiğinin ve kriptoya dönüştükten sonra nasıl hareket ettiğinin izah edilebilir olmasıdır. Bir başka ifadeyle, siz bir “dosya” sunarsınız; bu dosya, paranın kaynağını ve akışını tek bir hikâye gibi anlatır. Hikâye ne kadar tutarlı ve kanıtlıysa, bloke kalkma ihtimali o kadar yükselir. Bu nedenle kaynak belgeleme paketini “evrak yığını” gibi değil, karar vericinin hızlıca anlayacağı bir düzenle hazırlamak gerekir.
İşe en baştan başlayın ve iki uçtan ilerleyin. Birinci uç banka tarafıdır. Borsaya para yatırdıysanız, o yatırma işleminin banka dekontu vardır. Birden fazla yatırma yaptıysanız hepsini çıkarın. İkinci uç borsa tarafıdır. Borsa üzerinde para yatırma kayıtları, spot işlem geçmişi, çekim/transfer geçmişi ve varsa P2P kayıtları bulunur. Şimdi bu iki ucu birbirine bağlamanız gerekiyor: Bankadan çıkan tutar, borsaya giren tutarla ve tarihle eşleşmeli. Bazen gün farkı olabilir, bazen işlem “beklemede” kalmış olabilir; ama genel çizgi tutarlı olmalıdır. Uyum ekipleri, özellikle “banka → borsa” bağlantısının kopuk olduğu dosyalarda daha fazla soru sorar.
Kripto transferleri tarafında da benzer bir eşleştirme yapılmalıdır. Eğer borsa dışına kripto gönderdiyseniz, gönderim kaydı (withdrawal) ve zincir üzerindeki tx hash kaydı dosyanızda bulunmalı. Burada amaç “işlemi gizlemek” değil; tam tersi, işlemi şeffaflaştırmaktır. Eğer gönderim bir kendi cüzdanınıza yapıldıysa, bunu açıkça belirtmek; cüzdan adresinin size ait olduğunu gösterebilecek kayıtlar (cüzdan ekran görüntüsü, adres defteri kaydı gibi) sunmak; uyum ekibinin kafasını rahatlatır. Eğer gönderim başka bir borsaya olduysa, o borsadaki giriş kaydı (deposit) varsa eklemek çok işe yarar. Çünkü uyum ekipleri zincirdeki akışı görür; ama “giden para nereye gitti” sorusunu sizin dosyanızla netleştirmek ister.
P2P işlemleri yaptıysanız, kaynak belgeleme paketi daha hassas hale gelir. En kritik kuralı tekrar vurgulayayım: Ödeme yapan kişi ile hesap sahibi tutarlı görünmeli. Eğer P2P’de “başkası benim yerime ödedi” gibi bir durum varsa, bu çoğu borsa için yüksek risktir. Böyle bir senaryo yaşandıysa, bunu saklamaya çalışmak yerine; olayın nedenini, karşı tarafla ilişkinizi, işlem koşullarını ve varsa iade/düzeltme adımlarını somut biçimde anlatmanız gerekir. Ancak genelde en iyi strateji, P2P kayıtlarını işlem ID’leri ve dekontlarla paketleyip, üçüncü kişi riskini minimize edecek şekilde “kim ödeme yaptı, hesap kime ait, neden böyle oldu” sorularını netleştirmektir.
Son olarak dosyanın “okunabilirlik” standardını koruyun. PDF’lerin isimleri düzenli olsun, ekler numaralı olsun, aynı belgenin farklı sürümlerini göndermeyin. Her belgeyi koyarken kendinize şu soruyu sorun: “Bu belge hangi sorunun cevabı?” Cevabı yoksa o belgeyi eklemeyin, gereksiz kalabalık yapmayın. Çünkü uyum ekipleri gereksiz dosya kalabalığında kritik veriyi kaçırabilir veya daha fazla soru sorabilir. Ama doğru kurgulanmış bir kaynak belgeleme paketi, çoğu vakada blokeyi kaldıran ana anahtardır.
Uyum Ekibine Gönderilecek Açıklama Metni Nasıl Yazılır
Uyum birimine gönderilecek açıklama metni, bloke kaldırma sürecinin “kilit taşı”dır. Çünkü belgeler tek başına güçlü olsa bile, uyum ekibi belgeleri hangi mantıkla değerlendireceğini sizin metniniz üzerinden kurar. Buradaki hedef; uzun uzun savunma yapmak değil, karşı tarafın 2–3 dakikada okuyup “dosya net” diyebileceği bir çerçeve sunmaktır. İyi bir açıklama metni; sakin, kronolojik, kanıtla destekli ve tek bir çizgide ilerleyen bir anlatım taşır.
Metni “1 sayfalık özet” mantığıyla kurgulayın. En üstte kimlik ve hesap bilgisi (ad-soyad, kayıtlı e-posta/telefon, borsa kullanıcı ID gibi) yer alsın. Ardından tek cümleyle durum: “Hesabımda para çekme kısıtı/bloke uygulanmıştır, talep edilen kaynak doğrulama belgelerini ve işlem açıklamasını sunuyorum.” Sonrasında kronolojiye geçin. Kronoloji şu sırayla ilerlemeli: Paranın kaynağı → bankaya giriş → borsaya transfer → borsadaki işlemler → varsa çekim/transfer → işlemlerin amacı. Kronolojiyi yazarken “tarih ve tutar” kullanmanız metni güçlendirir; ancak metni tabloya boğmak yerine, tabloyu eklerde sunup metinde özet geçmek daha doğrudur.
En çok hata yapılan nokta, metnin “duygusal” olmasıdır. Uyum ekipleri “haklılık” tartışmasıyla değil, risk değerlendirmesiyle ilgilenir. Bu yüzden “paramı haksız yere tutuyorsunuz” gibi cümleler yerine “paranın kaynağı ve işlem amacı aşağıdaki eklerle doğrulanmıştır” çizgisinde kalın. Bir diğer kritik konu da çelişkisizliktir. Eğer bazı detaylar net değilse, kesin konuşmak yerine “ilgili kayıtlar Ek-… kapsamında sunulmuştur” yaklaşımı kullanın. Metin, belgelerin önüne geçmesin; belgeleri yönetsin.
Metnin sonunda ek listesini net şekilde verin. “Ek-1 banka hesap dökümü”, “Ek-2 gelir belgesi”, “Ek-3 borsaya yatırma dekontları”, “Ek-4 işlem geçmişi” gibi. Bu liste uyum ekibinin aradığı şeyi hızlı bulmasını sağlar. Ayrıca kısa bir kapanış ekleyin: “Ek bilgi talebiniz olursa iletmeye hazırım. İnceleme sonucunun tarafıma bildirilmesini rica ederim.” Böyle bir kapanış, hem profesyonel görünür hem de süreci hızlandırır.
İnceleme Sürecinde Takip ve İletişim Stratejisi
Belgeleri gönderdiniz, açıklama metnini paylaştınız ve artık bekleme aşamasındasınız. Bu aşama çoğu kullanıcı için en zor kısım çünkü belirsizlik hissi yüksektir. Ancak inceleme sürecinin sağlıklı ilerlemesi, büyük ölçüde sizin iletişim disiplininize bağlıdır. Uyum ekipleri “daha çok mesaj atan” kullanıcıyı daha hızlı çözmez; tam tersine, dağınık iletişim dosyayı karmaşıklaştırır. Bu yüzden hedef; az, net, izlenebilir ve tek kanaldan yürüyen bir iletişim kurmaktır.
İlk kural, tek dosya ve tek sürüm yaklaşımıdır. Belgeleri gönderdikten sonra yeni bir belge bulup parça parça yollamak, uyum ekibinin işini zorlaştırır. Eğer gerçekten kritik bir belge sonradan çıktıysa, bunu “güncelleme” olarak tek mesajla gönderin ve “Ek-… güncellemesi” şeklinde numaralayın. Aynı belgenin farklı sürümleri, kırpılmış ekran görüntüleri veya birbirini tekrar eden dosyalar incelemeyi uzatır. Uyum ekibi her dosyada “acaba çelişki var mı” diye tekrar kontrol yapmak zorunda kalır. Bu da süreci hızlandırmaz, yavaşlatır.
İkinci kural, tek kanal kullanmaktır. Aynı anda canlı destek, e-posta, bilet sistemi ve sosyal medya üzerinden yazmak; farklı temsilcilerin dosyayı farklı yerlerden görmesine ve çelişkili yanıtlar almanıza yol açar. En iyi yaklaşım, borsanın uyum/inceleme için işaret ettiği resmi kanalı (çoğu zaman bilet sistemi veya belirli bir e-posta) kullanmaktır. Diğer kanalları sadece “doğru kanalı bulmak” için kullanın; dosya teslimi ve takip hep aynı kanaldan ilerlesin. Böylece referans numarası, tarihçe ve ekler tek yerde kalır.
Üçüncü kural, takip zamanlamasını doğru kurmaktır. Belgeleri gönderdikten sonra aynı gün içinde 5 kez durum sormak, gereksiz baskı yaratır ve dosyanın olgunlaşmasına izin vermez. Makul bir bekleme aralığı belirleyin. Örneğin belgeleri bugün gönderdiyseniz, ertesi gün tek bir takip yerine genellikle birkaç iş günü içinde nazik bir hatırlatma daha doğru olur. Takip mesajınızın içeriği de basit olmalı: “Belgeler ve açıklama iletilmiştir. İnceleme durumunu ve ek belge ihtiyacı varsa tarafıma bildirilmesini rica ederim.” Bu kadar. Yeni tartışma başlatmayın, uzun uzun tekrar anlatmayın.
Dördüncü kural, dil ve ton yönetimidir. Uyum ekipleri çoğu zaman standart prosedürlere bağlıdır ve karar verirken duygusal söylemlerden etkilenmez. “Acil” vurgusu yapılabilir ama tehditkâr veya küçümseyici dil ters teper. “Dava açarım, sizi şikayet ederim” söylemi, bazı durumlarda süreci daha resmî bir hatta sokar ve cevapların standartlaşmasına yol açar. Hedefiniz hızsa, profesyonel ton her zaman daha etkilidir. Ayrıca “yanlış anlaşıldım” diyorsanız bunu da kanıt üzerinden söyleyin: “İşlemlerin kaynağı ve kronolojisi Ek-… ve Ek-… ile desteklenmiştir.”
Beşinci kural, çelişki çıkarsa düzeltmeyi doğru yapmaktır. Bazen kullanıcı, ilk açıklamasında bir detayı yanlış yazar veya bir dekontun tarihini karıştırır. Böyle bir durumda paniğe kapılıp eski mesajları silmeye çalışmak, yeni bir hikâye uydurmak veya konuyu dağıtmak en kötü hamledir. Doğru yaklaşım; “Düzeltme notu” şeklinde tek bir mesajla, hatayı net biçimde belirtmek ve doğru belgeyi eklemektir. Uyum ekipleri için önemli olan “hata yaptınız mı” değil, “hata olduğunda şeffaf ve tutarlı şekilde düzelttiniz mi” sorusudur. Şeffaf düzeltme, güveni artırır.
Altıncı kural, hesap güvenliğini inceleme boyunca yüksek tutmaktır. İnceleme süreci devam ederken farklı cihazlardan sürekli giriş yapmak, VPN değişiklikleri, farklı ülke IP’leri gibi davranışlar; sistemin alarm üretmesine neden olabilir. Bu nedenle mümkün olduğunca aynı cihaz, aynı ağ ve stabil oturumla ilerleyin. 2FA’nızı kontrol edin, e-posta hesabınızın güvenliğini güçlendirin. Eğer hesabınıza erişimle ilgili bir risk oluştuysa, borsa bunu “hesap ele geçirilmiş olabilir” diye yorumlayabilir ve bloke uzayabilir. Güvenlik tarafındaki disiplin, uyum sürecine doğrudan etki eder.
Son olarak, karar senaryolarını yönetmeyi bilin. Uyum birimi bazen “belgeler yeterli, kısıt kaldırıldı” diye geri döner. Bazen “ek belge” ister. Bazen de “hesabınız kapatılacak, varlık iadesi için şu prosedür” gibi bir yol sunar. Bu senaryolardan hangisi olursa olsun, iletişimi tek dosya ve tek kanal mantığıyla sürdürmek, sizin kontrolünüzü artırır. Ek belge istendiyse, aynı paketleme standardında ve aynı kronolojiyle tamamlayın. Kısıt kısmen kalktıysa, dosya kapanmadan aşırı işlem yapmayın. Hesap kapatma konuşuluyorsa, varlık iadesinin nasıl olacağını ve talep edilen belgeleri netleştirin.
Bu iletişim stratejisi, “uyum ekibinin işini kolaylaştırma” üzerine kurulu olduğu için pratikte en hızlı sonuçları verir. Bir sonraki başlıkta, işin hukuki boyutuna geçeceğiz: Hangi durumda avukatla ilerlemek mantıklı olur, hangi senaryolarda süreç adli bir boyuta evrilebilir ve kullanıcı kendini nasıl korumalıdır?
MASAK Blokesinde Hukuki Yollar Hangi Durumda Avukatla İlerlenir
Borsa uyum birimiyle yürütülen süreçlerin önemli bir kısmı, doğru belge ve doğru iletişimle sonuçlanabilir. Ancak bazı dosyalarda inceleme yalnızca “uyum prosedürü” olmaktan çıkar ve hukuki bir boyuta yaklaşır. İşte bu noktada kullanıcıların en çok zorlandığı soru ortaya çıkar: “Artık bireysel ilerlemek yeterli mi, yoksa hukuki destek mi gerekiyor?” Bu sorunun cevabı her zaman “hemen avukat” değildir; fakat bazı eşiklerin aşılması, profesyonel hukuki destek ihtiyacını açık biçimde ortaya koyar.
İlk eşik, sürenin makul sınırları aşmasıdır. Uyum incelemeleri birkaç gün ile birkaç hafta arasında değişebilir; ancak dosyanız açık, belgeleriniz tam olmasına rağmen aylarca net bir yanıt alamıyorsanız, süreç fiilen kilitlenmiş olabilir. Bu durum çoğu zaman borsanın “riskten kaçınma” refleksiyle dosyayı askıda tutmasından kaynaklanır. Kullanıcı açısından bu, fiilen malvarlığına erişimin engellenmesi anlamına gelir. Böyle bir noktada hukuki çerçevede yazılmış, ölçülü ve teknik bir başvuru; dosyanın yeniden ele alınmasını sağlayabilir.
İkinci eşik, borsanın kısıtlamayı kaldırmak yerine hesabı kapatma veya varlık iadesini geciktirme eğilimi göstermesidir. Bazı borsalar, riskli gördükleri dosyalarda “hesap kapatma” yoluna gidebilir. Hesap kapatma tek başına hukuka aykırı olmak zorunda değildir; ancak kullanıcının varlıklarının nasıl, ne zaman ve hangi koşullarla iade edileceği netleşmelidir. Bu aşamada belirsiz ifadeler, uzun süreli beklemeler veya ek şartlar ileri sürülmesi; hukuki risk doğurur. Avukat desteği, burada süreci resmî ve kayıtlı bir zemine çekerek kullanıcıyı korur.
Üçüncü eşik, dosyada “dolandırıcılık, üçüncü kişi mağduriyeti veya suç geliri” iddiasının açıkça telaffuz edilmesidir. Eğer borsa veya uyum birimi size yöneltilen şüphenin bu yönde olduğunu ima ediyorsa, artık konu sadece borsa içi bir prosedür değildir. Böyle bir durumda yanlış ifade vermek, eksik veya hatalı beyan sunmak; ileride adli süreçlerde aleyhinize kullanılabilir. Bu nedenle bu aşamada yapılacak her yazışmanın dili, içeriği ve kapsamı çok daha kritik hale gelir. Hukuki destek, yalnızca savunma değil; doğru pozisyon alma ve gereksiz riskten kaçınma açısından da önemlidir.
Dördüncü eşik, bankalarla paralel sorunların başlamasıdır. Bazen MASAK blokesi yalnızca borsada kalmaz; banka hesaplarında da benzer sorular veya geçici kısıtlamalar gündeme gelebilir. Bu durumda kullanıcı iki farklı kurumla aynı anda açıklama yapmak zorunda kalır. Bankaya verilen bir beyan ile borsaya verilen bir beyanın çelişmesi, riski katlar. Avukatla ilerlemek, bu beyanların tek bir hukuki çerçevede tutarlı şekilde hazırlanmasını sağlar.
Hukuki destek almanın anlamı, her zaman dava açmak değildir. Çoğu dosyada amaç; borsayla olan yazışmaları daha teknik, daha net ve kayıtlı hale getirmektir. Ölçülü bir ihtarname, hukuki dile uygun bir başvuru veya belgelerin resmî bir yazıyla sunulması; dosyanın “ciddiyet” seviyesini yükseltir. Bu da çoğu zaman uyum biriminin dosyayı yeniden ve daha dikkatli ele almasına yol açar. Buradaki kritik nokta, süreci gereksiz yere sertleştirmemektir. Aceleci ve tehditkâr adımlar, bazen kullanıcı aleyhine sonuçlar doğurabilir.
İhtarname ve Resmi Başvuru Süreci Ne Zaman Mantıklı
İhtarname ve resmî başvuru, kullanıcıların zihninde genellikle “kavga başlatmak” gibi algılanır. Oysa doğru zamanda ve doğru tonda yapılan bir resmî başvuru, çoğu dosyada süreci sertleştirmek yerine netleştirir. Çünkü uyum incelemesi uzadığında ya da cevaplar belirsizleştiğinde, kullanıcı için asıl problem “bilgi eksikliği” ve “takvimsizlik”tir. İhtarname veya resmî başvuru, borsadan şu iki şeyi ister: Dosyanın hangi gerekçeyle kısıtlandığını daha açık belirtmesi ve sürecin nasıl sonuçlanacağına dair ölçülü bir çerçeve sunması. Bu da uygulamada, dosyanın yeniden ele alınmasına ve daha disiplinli değerlendirilmesine yardımcı olabilir.
Peki ne zaman mantıklı? Birinci senaryo, dosyanızın teknik olarak tamamlanmış olması ama sürecin sürüncemede kalmasıdır. Yani siz istenen tüm belgeleri göndermiş, açıklama metnini sunmuş ve takiplerinizi düzgün yapmışsınız; buna rağmen net yanıt alamıyorsunuz. Uyum ekipleri bazen “riskten kaçınma” refleksiyle dosyayı askıda bırakabilir. Bu durumda resmî başvurunun amacı, borsayı bir karar vermeye davet etmektir: Ya ek belge isteyin, ya kısıtı kaldırın, ya da hesap kapatma/varlık iadesi gibi bir yol önerin. Belirsizlik, kullanıcı açısından en büyük zarardır. Resmî başvuru bu belirsizliği azaltmayı hedefler.
İkinci senaryo, borsanın sizden aynı belgeleri tekrar tekrar istemesi veya sürekli yeni belge talebiyle süreci uzatmasıdır. Elbette ek belge talebi normal olabilir; fakat bu talepler açık bir gerekçeye dayanmıyorsa ve dosya “bitmeyen istekler” döngüsüne girdiyse, resmî bir çerçeveye ihtiyaç doğar. Bu çerçeve, hangi belgenin hangi ihtiyacı karşılamak için istendiğini ve dosyanın hangi aşamada olduğunu netleştirir. Burada amaç, borsayı sıkıştırmak değil; sürecin ölçülü şekilde somutlaşmasını sağlamaktır.
Üçüncü senaryo, varlık iadesi veya hesap kapatma konuşulurken belirsiz şartların gündeme gelmesidir. Bazı borsalar, “hesabı kapatacağız” der ama varlıkların iade takvimi, yöntemi veya gerekli prosedürler net değildir. Bu durumda kullanıcı; hem varlıklarına erişemediği için zarara uğrar, hem de süreç uzadıkça kur riski ve fırsat maliyeti artar. Resmî başvuru burada, varlık iadesinin prosedürünü yazılı hale getirmeyi ve süreci kayıt altına almayı amaçlar. İleride doğabilecek uyuşmazlıklarda da bu kayıtlar önemli hale gelir.
Dördüncü senaryo, dosyada üçüncü kişi riski veya dolandırıcılık teması olduğunun açıkça anlaşılmasıdır. Bu durumda atılacak her adım daha dikkatli olmalıdır. Uyum birimine gönderdiğiniz her mesaj, ileride “beyan” niteliği taşıyabilir. Bu nedenle resmî başvurunun dili; suç isnadı doğurmayacak, çelişki üretmeyecek ve kanıta dayalı bir yapı taşımalıdır. Bu noktada profesyonel hukuki destek, süreci güvenli yönetmenin en pratik yoludur. Çünkü yanlış bir cümle bile, dosyada “risk” algısını artırabilir.
Resmî başvurunun tonu nasıl olmalı? En iyi sonuç veren yaklaşım, sertlik değil netliktir. İhtarname bir “tehdit” metni gibi kurgulanırsa, süreç savunma moduna geçebilir ve çözüme katkısı azalır. Buna karşılık; talebi net, ekleri düzenli, dili ölçülü bir başvuru; borsanın uyum ve hukuk ekiplerinde daha ciddiyetle ele alınır. Başvurunun içinde genellikle şu yapı işe yarar: hesap bilgisi, kısıtın tarihi, sunulan belgelerin listesi, mevcut durumun kısa özeti, talep edilen işlemin net ifadesi (kısıtın kaldırılması / ek belge talebinin açıklanması / varlık iadesi prosedürünün bildirilmesi) ve sonuç için makul geri dönüş beklentisi. Bu çerçeve, gereksiz polemik yaratmadan dosyayı “karara” yaklaştırır.
Savcılık ve Adli Süreç İhtimali Hangi Senaryolarda Doğar
MASAK blokesi her zaman adli bir sürecin başladığı anlamına gelmez. Ancak bazı senaryolarda dosya, borsa uyum incelemesinin ötesine geçip savcılık veya adli mercilerle ilişkilendirilebilecek bir zemine kayabilir. Bu noktada kritik olan, paniğe kapılmadan riskin nereden doğduğunu anlamak ve “kendini koruyan” bir iletişim ve delil yönetimi yapmaktır. Çünkü adli süreç ihtimali doğduğunda en büyük tehlike, iyi niyetle bile olsa yanlış beyan vermek veya delil niteliği taşıyan verileri dağınık şekilde kaybetmektir.
Adli süreç ihtimalini yükselten birinci senaryo, dolandırıcılık bağlantılı para akışıdır. Örneğin P2P işlemi yaptınız, bankanıza bir ödeme geldi, siz de kriptoyu karşı tarafa bıraktınız. Sonradan o ödemenin dolandırıcılık kaynaklı olduğu iddia edilirse, mağdur kişi bankaya itiraz eder ve süreç zincirleme şekilde ilerleyebilir. Böyle bir durumda sizin hesabınız, “para akışında temas eden hesap” olarak incelemeye alınabilir. Burada mesele, sizin dolandırıcılığı yapmanız değil; olayın parçası olan transferlere taraf olmanızdır. Bu yüzden P2P işlemlerinde karşı taraf kaydı, sohbet ekranları, işlem ID’si ve dekontlar adli süreç ihtimalinde çok daha kıymetli hale gelir.
İkinci senaryo, üçüncü kişi hesabı kullanımı veya “hesap kiralama” şüphesidir. Borsalar, aynı kişinin birden fazla hesap kullanması, hesabın başka biri tarafından yönetilmesi, kimlik bilgileriyle oturum davranışının uyumsuz olması gibi durumlarda daha sert davranır. Eğer para hareketlerinde “başkasının hesabı üzerinden ödeme” veya “başkasının adına kayıtlı banka hesabından borsaya para girişi” gibi unsurlar varsa, dosya adli risk açısından daha hassas hale gelebilir. Bu durum, her zaman suç anlamına gelmez; fakat şüpheyi artırır ve açıklamaların daha dikkatli hazırlanmasını gerektirir.
Üçüncü senaryo, suç geliri aklama şüphesini çağrıştıran işlem örüntüleridir. Kısa sürede yüksek hacim, sık cüzdan değişimi, farklı ağlar arasında yoğun transfer, varlığın sürekli dönüştürülmesi ve hızlı “gir-çık” hareketleri; aklama senaryolarında görülen kalıplarla benzeşebilir. Siz aktif trader olsanız bile, işlem davranışınız bu kalıplara çok benziyorsa uyum incelemesi derinleşebilir. Bu aşamada yapılacak en doğru şey, “işlem stratejisi” veya “yatırım amacı” gibi meşru gerekçeleri kanıtlarla (gelir kaynağı, yatırım planı, işlem geçmişi tutarlılığı) destekleyerek sunmaktır.
Dördüncü senaryo, beyanlarda çelişki oluşmasıdır. Adli süreç ihtimalini artıran en basit ama en kritik hata budur. Uyum ekibine farklı zamanlarda farklı açıklamalar yapmak, “başta böyle dedim ama sonra şöyle oldu” gibi tutarsızlıklar; dosyanın risk algısını büyütür. Bu yüzden adli süreç ihtimali doğuyorsa, iletişimde şu prensibi uygulayın: Kısa, net, kanıtlı ve tek çizgide. Emin olmadığınız detaylarda kesin ifade kullanmayın; bunun yerine “belgeler Ek-… kapsamında sunulmuştur” gibi güvenli bir dil kullanın. Ayrıca gereksiz bilgi vermek de risklidir. “Her şeyi anlatayım da anlasınlar” yaklaşımı bazen fazla detayla çelişki üretir. Doğru yöntem, sorulan soruya net cevap vermek ve kanıtı eklemektir.
Peki kullanıcı kendini nasıl korumalı? Birincisi, delil bütünlüğünü korumalı. İşlem geçmişleri, dekontlar, e-posta bildirimleri, uygulama içi mesajlar, P2P sohbet kayıtları, tx hash verileri; hepsi sistemli şekilde saklanmalı. İkincisi, süreç boyunca yeni riskli işlemlerden kaçınmalı. İnceleme sürerken üçüncü kişilerle yeni transferlere girmek, P2P’yi yoğunlaştırmak veya farklı hesaplar arasında fon dolaştırmak, iyi niyetli bile olsa yanlış yorumlanabilir. Üçüncüsü, gerektiğinde profesyonel destek alınmalı. Çünkü adli süreç ihtimalinde “doğru ifade ve doğru dosya” çoğu zaman kader belirler.
Sonuç olarak savcılık ve adli süreç ihtimali; dolandırıcılık teması, üçüncü kişi riski, aklama kalıplarına benzeyen örüntüler ve tutarsız beyanlarla yükselir. Bu riskin varlığı, her zaman suç isnadı demek değildir; ama iletişim ve delil yönetiminde daha yüksek disiplin gerektirir. Bir sonraki ana başlıkta, blokeyi tekrar yaşamamak için önleyici uyum rehberine geçeceğiz: Hangi pratik alışkanlıklar ve hangi transfer standartları, risk skorunu baştan düşürür?
Blokenin Tekrar Konmaması İçin Önleyici Uyum Rehberi
MASAK blokesi kaldırıldıktan sonra en sık yaşanan hayal kırıklığı şudur: Kullanıcı aynı davranışları sürdürür ve birkaç hafta/ay içinde benzer bir kısıtlamayla yeniden karşılaşır. Oysa kripto borsalarında uyum süreçleri, çoğu zaman “bir defalık inceleme” değildir; risk sinyalleri tekrar ederse sistem tekrar alarm üretir. Bu yüzden asıl akıllı strateji, blokeyi kaldırmak kadar “tekrarını önlemek”tir. Önleyici uyum rehberi, size hem risk skorunuzu düşürecek pratik alışkanlıklar kazandırır hem de olası bir incelemede elinizin güçlü olmasını sağlar.
İlk koruma kuralı, KYC bilgilerinizin güncel ve tutarlı olmasıdır. Kimlik doğrulama sürecinde beyan ettiğiniz bilgiler (meslek, gelir düzeyi, adres, telefon, e-posta) ile hesap kullanım davranışınız arasında keskin bir uyumsuzluk oluştuğunda, uyum ekipleri daha hızlı alarm üretir. Örneğin çok yüksek hacimli işlemler yapıyorsunuz ama KYC profiliniz “düşük gelir” gibi görünüyor olabilir. Bu, tek başına yasa dışılık anlamına gelmez; fakat sistemin “doğrulama” talebini tetikler. Adres değiştiyse güncelleyin, kimlik yenilendiyse sisteme işleyin, mesleki durum değiştiyse profil bilgilerinizi gerçekçi hale getirin. Uyum ekipleri için tutarlılık, hız demektir.
İkinci kural, banka transferlerinde standart oluşturmak ve açıklama disiplinidir. Borsaya para yatırırken mümkünse aynı banka hesabını kullanın ve transfer açıklamalarında tutarlılık sağlayın. “Açıklama boş kalsın” yaklaşımı, ileride incelemede gereksiz soru doğurabilir. Açıklama alanını her zaman aynı mantıkla kullanmak, bankadan borsaya giden akışın izini netleştirir. Ayrıca üçüncü kişi transferlerinden mümkün olduğunca kaçının. “Arkadaşım benim yerime gönderdi” gibi işlemler, en masum senaryoda bile risk üretir. Eğer zorunlu bir durum yaşandıysa, bunu tekrar etmeyin ve mutlaka belgelendirmeyi güçlü tutun.
Üçüncü kural, P2P işlemlerinde karşı taraf risk yönetimidir. P2P yapıyorsanız, işlem yaptığınız kişilerin profillerini, işlem puanlarını, geçmişlerini ve platform içi kayıtlarını önemseyin. Mümkünse yeni açılmış, düşük işlem sayılı, kimlik bilgileri belirsiz profillerle çalışmayın. Ödeme yapan kişi ile borsa hesabı sahibinin aynı olmasına dikkat edin. P2P’de “üçüncü kişi ödemesi” en sık blokeye giden yoldur. Ayrıca her P2P işleminin dekontunu düzenli biçimde arşivlemek, ileride çıkabilecek bir ihtilafta sizi korur. P2P’yi tamamen bırakmak zorunda değilsiniz; ama P2P’yi “uyum açısından temiz” kullanmayı öğrenmek zorundasınız.
Dördüncü kural, işlem hacmini kademeli ve planlı artırmaktır. Hesabınız uzun süre düşük hacimde ilerlediyse, bir anda çok yüksek tutarlı transfer ve işlemler yapmak alarm üretir. Büyük tutarlı bir giriş planlıyorsanız, öncesinde kaynak belgelerinizi hazır edin. Bazı kullanıcılar, büyük giriş yapıp sonradan belge toplamaya çalışır; bu en zayıf stratejidir. Doğrusu; önce belgelendirme düzeni, sonra kademeli transfer. Böylece inceleme olursa “hazır dosya” sunabilirsiniz.
Beşinci kural, cihaz/oturum istikrarıdır. Uyum sistemleri, hesap ele geçirilmesi riskine karşı çok hassastır. Sürekli farklı cihazlardan giriş yapmak, sık VPN değiştirmek, farklı ülkelerden oturum açmak; özellikle çekim anında alarm üretir. Mümkün olduğunca stabil bir cihaz ve ağ kullanın. 2FA’nızı aktif tutun, e-postanızın güvenliğini artırın ve şüpheli oturumları kapatın. Bu sadece güvenlik değil, aynı zamanda uyum riskini de azaltır.
Altıncı kural, düzenli arşiv ve “dosya kültürü”dür. Borsaya yaptığınız büyük transferlerin dekontlarını, borsa içi işlem geçmişlerini, cüzdan transfer tx kayıtlarını ve kritik yazışmaları klasörlü şekilde saklayın. Bu alışkanlık, blokeyi önleyemese bile blokeyi çok hızlı kaldırmanızı sağlar. Çünkü uyum ekibinin istediği belgeleri 10 dakika içinde derli toplu sunabilen kullanıcı ile 10 gün belge arayan kullanıcı aynı değerlendirmeyi yaşamaz. Arşiv disiplininiz, pratikte “süre” demektir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Bloke Kaç Günde Kalkar?
Süre dosyanın netliğine göre değişir; eksiksiz kaynak belgesi ve tutarlı kronoloji sunulursa daha hızlı ilerler. Eksik evrak, P2P üçüncü kişi riski ve çelişkili beyanlar süreci uzatır.
Borsa “MASAK Blokesi” Dediğinde Kesin MASAK Mı Koymuştur?
Her zaman değil; bazen borsanın uyum politikasıyla başlayan inceleme “MASAK” ifadesiyle kullanıcıya yansıtılabilir. Pratikte çözüm yolu yine uyum birimine düzenli dosya sunmaktır.
Sadece Para Çekme Kapalıysa Bu Ne Anlama Gelir?
Genellikle risk yönetimi çekim aşamasında sıkılaştığı için ilk kısıt çekime gelir. Al-sat serbest olsa bile dosya kapanmadan yoğun işlem yapmak incelemeyi uzatabilir.
Hesabım Tamamen Dondurulduysa Ne Yapmalıyım?
Önce bildirim ve işlem kayıtlarını yedekleyin, ardından kaynak belgesi paketini hazırlayın. Uyum birimine tek mesajla kronoloji ve ekler halinde gönderip süreci tek kanaldan takip edin.
Hangi Belgeler En Sık İstenir?
Kimlik doğrulama dokümanları, banka hesap dökümü/transfer dekontları, gelir kaynağını gösteren belgeler ve borsa işlem geçmişi sık istenir. P2P varsa işlem ID’leri ve dekontlar kritik hale gelir.
Maaşlı Çalışanım Gelirimi Nasıl İspatlarım?
Maaş bordrosu, banka maaş girişleri ve mümkünse SGK dökümü tutarlı bir paket oluşturur. Banka hareketleriyle borsa yatırımları tarih-tutar eşleşmesi net olmalıdır.
Serbest Meslek Sahibiyim Hangi Evraklar Daha Güçlü Olur?
Faturalar/serbest meslek makbuzları, vergi levhası, banka tahsilat kayıtları ve gelir akışını gösteren dökümler iyi bir kaynak ispatı sağlar. Paranın borsaya geçişiyle bu kayıtlar eşleşmelidir.
Şirket Sahibiyim Şirket Hesabından Borsaya Para Yolladım Sorun Olur Mu?
Şirket varlığının kişisel borsaya aktarımı açıklama gerektirir; ortaklar cari hesabı, kar payı, ücret/avans gibi hukuki-finansal dayanakların belgelendirilmesi gerekir. Şirket muhasebe düzeniyle uyumlu dosya sunmak önemlidir.
P2P Yaptım, Karşı Tarafın Ödemesi Problem Çıkarır mı?
Karşı tarafın ödeme yapan kişi olarak borsa hesabıyla uyumu çok kritiktir. Üçüncü kişi ödemeleri risk üretir; işlem kayıtlarını ve dekontları düzenli sunmak gerekir.
Arkadaşım Benim Yerime Havale Yaptı, Bunu Nasıl Açıklamalıyım?
Gizlemek yerine tek bir kronolojiyle açıkça anlatıp nedenini ve ilişkiyi somutlaştırmak gerekir. Bu tür işlemleri tekrar etmemek ve mümkünse iade/düzeltme adımlarını belgelemek dosyayı güçlendirir.
Açıklamasız Banka Transferi Yaptım, bu Tek Başına Bloke Sebebi mi?
Tek başına her zaman sebep olmaz ama incelemeyi tetikleyebilir ve belge taleplerini artırabilir. Bundan sonra açıklama standardı oluşturarak tutarlılığı artırın.
VPN Kullanıyorum, bu Hesap Blokesi Doğurur Mu?
Sık ülke/IP değişimi ve cihaz tutarsızlığı özellikle çekim aşamasında alarm üretebilir. İnceleme sürecinde stabil cihaz ve ağ kullanmak daha güvenlidir.
Bloke Varken Yeni Borsa Hesabı Açmak Doğru mu?
Genellikle doğru değildir; fonları dolaştırmak “kaçınma davranışı” gibi yorumlanabilir. Önce mevcut dosyayı temiz ve tutarlı şekilde sonuçlandırmak daha sağlıklıdır.
Borsa Benden Aynı Belgeleri Tekrar İstiyor, Ne Yapmalıyım?
Tek dosya, tek sürüm yaklaşımıyla ekleri numaralandırıp “daha önce iletilen ekler” diye referans verin. Gerekçeyi sorup hangi belgenin hangi ihtiyacı karşılayacağını netleştirin.
Uyum Ekibine Yazarken Nasıl Bir Dil Kullanmalıyım?
Kısa, sakin, kronolojik ve kanıt odaklı yazın. Tehditkâr veya duygusal mesajlar yerine ek listesi ve net talep içeren profesyonel bir metin daha iyi sonuç verir.
Bloke Kısmen Kalktı, Çekim Açıldı Ama Limitli, ne Yapmalıyım?
Dosya tamamen kapanmadan aşırı işlem yapmayın. Limitli açılma, incelemenin sürdüğünü gösterebilir; eksik evrak varsa tamamlayıp süreci sonuçlandırın.
Hesabım Kapatılırsa Paramı Nasıl Alırım?
Borsalar genellikle varlık iadesi için kimlik ve kaynak doğrulama prosedürü uygular. İade yöntemi, süre ve talep edilen belgeleri yazılı olarak netleştirmek önemlidir.
Bu Süreçte Savcılık Devreye Girer Mi?
Her zaman değil; ancak dolandırıcılık teması, üçüncü kişi riski ve tutarsız beyanlar adli ihtimali yükseltebilir. Böyle bir ihtimal varsa iletişim ve delil yönetimini daha disiplinli yapmak gerekir.
Ne Zaman Avukatla İlerlemek Mantıklı Olur?
Süre makul sınırları aşıyorsa, varlık iadesi belirsizleşiyorsa, ciddi suç isnadı ima ediliyorsa veya banka tarafında da sorunlar başlıyorsa profesyonel destek faydalı olur. Amaç çoğu zaman süreci kayıtlı ve net hale getirmektir.
Blokenin Tekrar Konmaması İçin En Etkili 3 Alışkanlık Nedir?
Tek banka ve tutarlı transfer disiplini, P2P’de karşı taraf riskini düşürme, düzenli evrak/işlem arşivi tutma en etkili üçlüdür. Buna cihaz-oturum istikrarı ve KYC güncelliği de eklenmelidir.

